24 Ekim 2012 Çarşamba

oğlum için,

miraç eray,

erkek

beş yaşında
yeni bir kocaelispor taraftarı

üzerinde hiç baskı yapmadan

inat etmeden,

daha ismetpaşayı görmeden,

köfte ekmeği,

maratonu,

üçlüyü,

lazarovu,

serdarı bilmeden

iki kupayı görmeden,

deplasman yapmadan,

hangi ligdedir,

durumu nedir bi haberken,

baba bizim kalecimiz aşırtma vuruşları kurtarabilir dimi diye soracak kadar saf bir düşünce ile,
***
çalışmak için bir tesis yok artık diyemeyecek mesela,


tabandan kocaelisporlu o,

bizim gibi yüksektende düşmedi,

***

bir dönemle inatla,

beni kızdırmak için hatta,

ben x, y tutuyorum diyen benim oğlum dün artık koocaelisporluyum dedi,

formasını istedi giydi,

***

peşindeyiz inatla,

bu satırları yazarken dahi doluyorsa gözlerim,

bu sevgi bitmez,

şanlı körfezim,

30 Haziran 2012 Cumartesi

Teşbihte hata olur yada olmaz bu kimseyi bağlamaz.

anladığım kadarı ile anlatayım.

alınma olmasın yanlız,

şimdi suriye de bir hükümet iktidar var değil mi, doğru yanlış, varmı var,
adamlar terörist diye bahsettikleri ayaklanmacı bir gruba karşı silahlı mücadele veriyorlar, (sen özgürlükçü grup diyorsun)
yanlış yada doğru kendi halkını katlediyor neden(!)
nedenler farklı para dış mihrak daha çok demokrasi falan filan, ama ortada ölen insanlar var
onlar önemli değil demokrasi şehidi olurlar bir süre sonra; yada taşsız mezarlardaki kimsesiz ölüler,
------
üç gün önce lig radyo Mehmet Ayan'a bağlanıyor, adam ispanya da tatilde abi, {oh mis}
finale kalan ispanyadaki taraftarın portresi sorulacak,
neyse telefon bağlanıyor spiker soruyor,

-ispanyada nasıl durumlar,
-ispanyada değil katalunyadayım ben (?), barcelonada pekde ispanya ile ilgilenmiyorlar, bir kaç gündür geziyorum, milli formalı bir kişi ile karşılaşmadım, -falan anlatıyor işte-
durumdan mutlu sanki,
maç izlemeye bir yer dahi bulamadım, portekizli bir kaç kişinin olduğu şehrin hafif dışındaki bir mekanda izledim falan diyor,
övüyor ayrışmayı mutlu, ama ordada bir hükümet var
ve o takımda katalunyadan 7 topçu ilk onbirde (futbolcudan daha sıcak buluyorum topçu kelimesini)
bu manzaraları nasılda betimliyor süslüyor,
enteresan birileri bizim terör dediğimize gerilla değince özgürlük savaşçısı değince olaylar oluyor ultimatomlar veriliyor,
ülke olarak suriyedeki adamlara göz kırpıyoruz,
katalunyayı ayakta alkışlıyoruz,
futbolu bu nedenle sevmiyorum, itiyorum kendimce mutlaka bir görüşe bir hitaba bir tavra bağlıyorlar,
yada ben anlamıyorum bu siyasetten-futboldan  arkadaş.

26 Mayıs 2012 Cumartesi

adalet nedir bilmem ben,

adalet neyin temeliydi, temeli adalet olan kaç kurum kaldı, yada adil kavramının altı bu kadar boşaltılmış olmasını nasıl olduda fark edemedik. Aynı kocaelisporumuzun düştüğü durumu fark edemediğmiz gibi;
Müsabakaları yönetmesi için atanan adamların kriterleri nelere göre belirleniyor,devlet memurunu seçerken ortak bir sınav sistemi kullanıyor mesela, spor müsabakalarını takip etmek ile görevli gözlemciler temsilciler hangi kriterlere göre belirleniyor, abi kardeş, bacanak, dost arkadaş gibi olabilirmi?
Maçtan bu kadar sonra maç yazısı yazmakta zor, hoş doksan dakikanın sonunda maçı tarafsız gözle izlesen playoff u isteyen takımın çankırı spor olduğuna yemin bile edebilirsin. O talihsiz golü yiyene kadar skoru ikiye getiremiyorsan, bana anlatma en azından play off u da,
----
esas adaletsizlik (bakınız foto) faulü süzememek değil hem; rakibine her an ana avrat düz giden, rakibini ten renginden dolayı aşağılayan ve bunu yalanlayaman adama 2 maç cezayı veren (emre tabii ki) o adalet, sahada rakibini öldüren (ki onaltı maç için herhalde birilerini öldürmüş olmalı ) gökhan'a 16 maç ceza veriyor, aslında kendi içinde doğru ırkçılığa iki maç gökhana da 16 maç işte, mesela maç biter bitmez kolomoçun üzerine koşan rakip hocayı süzemeyen olayları kışkırtıp ortadan kaybolan adamı görmeyen kolomoça 5 maç ceza da verir , ZATEN ADALETTE BUDUR.
----
neye göre adalet, kime göre ceza,
daha kocaelisporumuzun içini boşaltan adamların cezasını kesmeden hemde,
kocaelideki futbolu 2005 den bu yana (artık sistemli olduğunu düşümeye başladığım şekli ile) sikip atmaya çalışanlar, herhalde içinde bulunduğumuz durumu da o deniz manzaralı tahtırevanında takılan postnişin'lerinin etrafında göbeklerini kaşıya kaşıya, ağzından tükürüler saça saça gülerek izliyorlardır...
----
bu arada bir şekilde kev olayınında çözülmüş olmasına sevindim, kötü de olsa artık oranın bir umut olmadığının farkına sanırım varılmıştır.
----
adalet mülkün temelidir. (*)
adalet neyin temelidir. ?
a) para
b) para
c) para
d) hepsi

(*) Hz. Ömer (R.A.) ait olduğu iddia edilen özlü söz; kastedilen mülk; mal ya da servet değil devlettir. adaletsiz bir devletin de ayakta kalamayacağını anlatır.

3 Mayıs 2012 Perşembe

şampiyon...şampiyon...şampiyon....

şampiyonluk sana her ortamda yakışır
yaşa var ol
körfezim...

resmin üstüne tıkla...
şampiyonluk coşkusuna ortak ol...
:D

23 Nisan 2012 Pazartesi

aklıma gelenler

http://youtu.be/jH8PwTgsCds

Oturupta izlemişliğim yok, futbola bakış açımı bilenler KOCAELİSPORUMUZDAN başka maç seyretmekten zerre zevk almadığımı bilirler ama bu golü ve sonraki hareketi görünce aklıma HAMZA nın bursaya attığı gol geldi, bize doksan dakka söven bir tribün bursalıyı susturmuştu benzer bir hareketle akıllı olun ben daha burdayım demişti ronaldo gibi;

hey gidi günler,

bimeyenler için, hamzanın golünü koymadım yazımın ekine onun için bir zahmet araştırma yapın,

29 Şubat 2012 Çarşamba

yeni yatırımlar




Görevim gereği takip etmemizin neredeyse zorunlu olduğu yayınlardan bir tanesi YATIRIMLAR DERGİSİDİR.

Derginin bu haftaki sayısında KOCAELİSPORUMUZUN adı geçince dayanayıp yayınladım, ne demek oluyor bu,
yeni stad geliyor dostlar,
hadi hayırlısı

20 Şubat 2012 Pazartesi

neyin peşindeyiz lan biz,

genelde başlık yazarak başlıyorum yazıya normalde böyle olmasa gerek, herhalde yazarlar, önce yazıp sonra okuyup uygun bir başlık atıyorlardır, ben öyle yapmıyorum kafamdakileri bir araya getirip bir başlık konduruyorum sonra o minvalde birşeyler yazıyorum, bakalım bu yazının sonu nereye gidecek,
hafta sonu her kocaelispor maçında olduğu gibi evde olacaktım, ama cumartesi günü doğalgaz işleri vardı evde tadilat falan kır, dök bende yorulmuşum, kayınçoyla beraber pazar günü bir kaçamak yaptık maça dinlenme hesabı,
hala anlamıyorum, avrupalı bu işleri nasıl yapıyor, futbolcuyu nasıl yetiştiriyor, 22 forma numaralı bizim topçu melih hoca performansını beğenmemeiş olacakki 35 te falan aldı oyundan, arkadaş çocuklara genç falan diyoruz hani acemi falan diyoruz yaş 19, askerliğin kapısında normalde, adamlar 17de 18 de hollandada almanyada çatır çatır oynuyorlar, bizimkiler maçtan alınınca formayı çkartıp trip ata ata soyunma odasına yine de kızamıyorum o çocuğa, suç onu yetiştiremeyen sistemindir.
bir de yunus altun'un golden sonra yedek kulübesine koşması falan abartılı, işte kaşar yunus diye biri bağırınca uyandım bende, bir dönem bizde oynamaıştı ordan kalan bir ukte var herhalde içinde, neyse sqtiret dedim durmadım üstünde fazla, "hesapta abi olarak sahada bizim çocuklara bile örnek olacak yaşda,"
birde altayın 34 numarası var, galiba göksel, adamın lakabıda kunduz muş vallahi yedi bitirdi bizi tribünde ben 45i tamamlayamaz derken adam 90 dakka durmadı lan, baksan benden aşağı kalır yanı yok göbekte yarışırız her türlü ama adam sağ sol orta forvet her mevkiide oynadı,
bizim golde doğanın pozisyonu sürüklemesi attığı pas'ta güzeldi ama hakkını vermek lazım,
9 yediğimizden sonra ilk maçımdı kocaelisporu canlı izlediğim ama içim acıyor izledikçe futbolda genç değince 15-16 dan başlıyor bizimkiler 18-19 ortalama gelenlerle birazdaha yükselmiştir herhalde ama sonuş sıfır, problem sistemde aslında bir gerçek varsa biz futbolcu yetiştiremiyoruz,

bu çocuklarla zor değilde,
bu ortamda zor belki de,
içimiz acıyor,
hala neyin peşindeyiz lan, (aha bağladım başlığa)
nasıl bir aşktır ki bu
hala tribüne çekiyor bizi,
acısada içimiz,
maç bitsin aq, derken dakika daha altmış
oha lan,
işiyoruz rüzgara karşı,
bizde zerre kafa kalmamış,
ne çekiyorsak ciğerimize aşk diye,
ismetpaşada ne varsa, ne soluyorsak,
kafamızı pelte etti be,
seviyoruz yinede kapalı olsada maraton,
kafa olsada pelte,
sıçrıyorsada üzerimize,
ve maç daha bitmemişse
ve hala bir umutsan içimizde
bizde zerre kafa kalmamışsa
ve ben kendimi hala şair zannediyorsam,
hala neyin peşindeyiz biz ulan....

8 Şubat 2012 Çarşamba

17 Ocak 2012 Salı

migren ve futbol

aslında birşeyler yazmayacaktım ama japonkale'yi okuyunca değişti fikrim,

adana demir maçına bir umutla gittik 4 kişiydik mustafa abi, oğulları ömer ve efe birde ben, enteresan bir maç olduğu kesin, hatta bir kocaelispor taraftarı olarak izlediğim en rezil 90 dakikaydı, "9 yediğimiz malatya maçında dahi bu kadar ezilmedim tribünde"

emniyetin özgürü almasının ardından dağılan tribün, organize tezahurat yapanların susturulması, falan...

en azından demirin tribünü dinledik izledik, bu bir artı ise tabii... (ama maçtan sonra demirin alkışlanması güzeldi)

maça zaten tatlı bir baş ağrısı ile giden ben bir doz doksan dakika alınca migrenden yedik kontrayı maç sonu eve gidip uyuyakaldım, hatunla biraz tartıştık ama haklı işte herzamanki gibi, --gitme ulan maça ne işin var, hasta olup dönüyorsun hep....--

maçın başında enteresan bir kadro vardı zaten,serdarı sayma forvet yok takımda --bir dönem çok tarışılan 4-6-0 taktiği-- bu sol kanata takviye yapan adamları anlamak güç doğrusu sametle gökhan bayağı iyiler, uğur biraz tutuktu, sadece o da ercanla pek anlaşamıyor gibiydi, hoş 45.saniye de golüde yemiş bir takımı konuşuyoruz, baş ağrısı müsaade ettiğince izlediğimiz maçtan,aydını kolomoçu hiç konuşmayalım hele...

ah be abisi, sahada traş bir takım olsa dahi yenilecektik bunu devre arasında ayıktık, gidesimiz geldi maratonu terk edemedik,

neyse ikinci devre hodri toparlanınca bir nebze olsun hareket geldi bize de ama maçın bombası değişiklikle oyuna giren engine bağıran emekli amcaydı, "engin bari kız gibi durma lan"

bu takım enteresan aslında deplasmanda aslan içerde tık yok, bu şartlarda bir mucize olmazsa seneye aynı ligdeyiz, tabii mayalar haklı çıkmazsa :)

maçı stadda izleyenlere geliyor placebo-bublegum

i love you migraine

21 Aralık 2011 Çarşamba

ne ayaksın dede..... :)

saat sabahın yedisi alarmı çalıyor yine cebin, kafamı bile kaldırmadan
uzanıyorum komodinin üzerindeki telefona bilmiyormuş gibi, bakıyorum saate
yedi işte, zorla açtığım gözlerimle etrafı kesiyorum,

sonra bir sis perdesi iniyor, bulanıklaşıyor, yoğunlaşıyor....

birden birisi beliriyor ilerden beyaz uzun bir şey giymiş karnına kadar sakalı olan
bir dede bildiğin aksakallı dede lan...

yaklaşıyor; vay aq. boynunda yeşil siyah atkı ivaaaaa...
yılbaşı öncesi yükü alıcaz oluuuum,
en kötüsü sayısal'a altı rakam çakar diyorum,

dikiliyor karşımda inceden soruyorum,

-hayırdır dede?!?
-makarsına geldim bolm.... kalkda işe git, tırrik(!) (vallahi izmitli lan bu dede)
-lannnn. atkıyı nerden yaptın
-maratonda çektim birinin enseden.... :)

------
telefon çalıyor yine saat 07.05 yenileme alarmı,

beş dakkada gördüğümüz rüyaya bak ulan,
bu aşk başka....

13 Aralık 2011 Salı

hukuk hukuk içindir;

TFF’nin, Kocaelispor başkan ve yöneticileri adına açılmış “Özel Hesaplara” para aktardığını belgeleriyle tespit ettiğini artık sağır sultan bile biliyor…
Hemen peş peşe davalar açılır.
14.01.2010 tarihinde de TFF yönetimi ve yetkililerini görevi ihmal ve kötüye kullanma suçlamasıyla Kocaeli Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunur.
Kocaeli Cumhuriyet Savcılığı 11.03.2010 tarihinde yetkisizlik kararı verir, dosyayı Sarıyer Cumhuriyet Savcılığı’na gönderir.

***

Şimdi sırtınızı arkaya yaslayın.
Derin bir nefes alın.
Türkiye’de “Hukukun” kişiye ve kuruma özel nasıl çalıştığını sizlerle belgeleriyle paylaşacağım.
Okumaya devam…
Sarıyer Savcılığı ilk önce müşteki Işık Eren’in, ardından da TFF’nin Hukuk Sorumlusu Yunus Egemenoğlu’nun ifadesini alır.
Egemenoğlu ifadesinde “TFF üyeleri ve çalışanları memur değildir. TFF özel yasa ile kurulmuş özel hukuk tüzel kişisidir. Suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum. Biz şikayetçiyi tanımıyoruz. Ayrıca iddia ettiği üzere biz federasyon olarak bildirilen alacak miktarını kulübe değil, kulüp yöneticilerine ödediğimiz iddiası doğru değildir. Böyle bir şey hukuken de mümkün değildir.” demiş….

***

Gelelim ikinci bölüme..
Sarıyer Cumhuriyet Savcılığı aradan geçen 9 ay sonunda kararını verir.
Bu zaman zarfında da dosyaya sunulan tek bir delille ilgili çalışma yapmaz…
Koç Yapı Kredi Bankası’ndan kayıtları istetmemiş…
TFF’nin defterlerini talep etmemiş..
Kocaelispor Kulübü Derneği’nin kapısını çalmamış..
Telegol Programının CD’sini bilirkişiye havale edip yazı altına aldırmamış..
Kısacası dosyaya konulan hiçbir delil ile ilgili işlem yapmamış..
03.12.2010 tarihinde kararını açıklamış;
“KAMU ADINA KAVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA”….

***

Suçun işlendiğine dair her türlü delil olmasına rağmen çıkan karar bu.
Kanunlar ve yasalar karşısında suçun tanzimini yapmak görevi müşteki veya avukatının görevi olmadığını biliyordum.
Demek ki yanlış biliyormuşum!...
Karara itiraz edilir..
Bu kez, Bakırköy 2.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı dosyayı incelemiş!...
Dosyanın incelenmesi ilki gibi 9 ay sürmemiş!...
Mahkeme Başkanının verdiği karar “Suçun niteliği, mevcut delil durumu ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karardaki gerekçelere göre yerinde görülmeyen İTİRAZIN REDDİNE”

***

Suçun niteliği,
Mevcut delil durumu,
Kavuşturmaya yer olmadığına dair gerekçeler….
TFF’nin özel hesaplara para gönderdiği tespit edilmiş..
Kulübün başkanı canlı yayında gönderildiğini beyan etmiş….
Banka ismi belli..
Hesap numarası belli…
Soruşturmanın yapılması için nasıl delil veya deliller lazım,
Anlamış değilim!..

***

Bu karara da itiraz edilir.
Bakırköy 2.Ağır Ceza Mahkemesi dosyayı yeniden Sarıyer’den istetir.
Dosya yeniden incelenir.
“Kanun yararına bozma olarak değerlendirerek” karar verilmesi için dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’ne gönderilir.
Karar şöyle, “Dosya kapsamına, dayandığı gerekçeye ve mahkemenin takdirine nazaran Bakırköy 2.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’nca verilen 08.02.2011 tarihli ve 2011/540 değişik iş sayılı kararı aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilmemiştir.”…

The End…

İŞTE SİZLERE TÜRKİYE’DE ADİL YARGILANMAYLA İLGİLİ BİR ÖRNEK…..
Tepe tepe kullanın…
Yazımın başlığını bunun için,
Kurtlar Vadisi TFF ve HUKUK olarak attım…
Suç ortada,
Deliller ortada,
Karar ortada…..
Hukukumuz dikkate almadı,
Kurtlar Vadisi yapımcılarının yazdıklarımı dikkatte alacağına inanıyorum…
Sağlıcakla kalın…

Levent Ulusay
Levent Ulusayda olmasa hiçbir bilgi sahibi olamıyacağız herhalde..
_______

paylaşım için teşekkürler SERKAN ABİ
alıntıdır:
http://www.korfez.org/forum/topic.asp?TOPIC_ID=36707

30 Kasım 2011 Çarşamba

adam gibi adam...

bir siyasinin bakış açısından yansıyan yeni düzenleme yorumu, anadolu futbolunun hor görülmesini ve gün yüzü görememesinin nedenlerini bu satırlarda arayın, sporu yönetenler kimlerdir? sorusunun cevabını bu satırlarda arayın....

aslında yorumsuz yazacaktım ama birkaç satır ekleyiverdim affola....

_______________


Sayın Cumhurbaşkanım

Öncelikle sevgi ve saygılarımı sunarım.

Malum, 24 Aralık 2011 günü TBMM Genel Kurulu’nda tüm partilerin desteğiyle, Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’da değişiklik yapıldı ve son söz olarak makamınıza gönderildi.
Açıkça belirtmeliyim ki, Meclis olarak spordaki Ergenekon’a, İstanbul dukalığına ve spor mafyasına yenik düştük. Bir milletvekili olarak tüm Türkiye’den özür diliyorum.
Yıllarca “maç oynanırken kural değiştirilmez” dedik, ama bu değişiklikle maç bitmeden kuralı değiştirmeye kalktık ve devam etmekte olan Şike Operasyonu’na müdahale ettik.
Hala yanlıştan dönmek için vakit var. Maçta 90 dakika bitti ama uzatmalar oynanıyor. Son dakikada vereceğiniz kararla sonucu değiştirebilirsiniz.
Bir milletvekili değil cumhurun ferdi olarak zatı-ı alinizden hukukun evrensel ilkeleri ve toplumun hassasiyetlerini dikkate alacağınız umuduyla yazıyorum.
Eğer bu kanun yürürlüğe girerse;
1-Şahsa özel ve örtülü af çıkarılmış olur, devam etmekte olan Şike Operasyonu akamete uğrar.
2-Spordaki şike eylemi organize suç kapsamından çıkartıldığı için bundan sonra spor mafyasıyla mücadele artık imkansız hale gelir.
Ayrıca, üzülerek belirtiyorum, kanundaki ceza oranları yeni düzenlemeyle komik seviyeye çekilirken, bu durumu kamufle etmek maksadıyla kamuoyunu aldatıcı bir yola başvuruldu. Cezaların ertelenmesi, paraya çevrilmesi veya hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasının söz konusu olamayacağına dair madde eklendi.
Hukuktan azıcık nasibini almış herkes bilir ki, sanıklar, suçun işlendiği tarihteki ceza hükümlerine göre yargılanırlar. Sanık, eğer ileride lehte düzenleme yapılırsa bundan yararlanır, aleyhteki düzenlemeden etkilenmez. O nedenle, Şike Operasyonu’nda tutuklanan şüpheliler, ceza indiriminden yararlanır ancak erteleme hükümlerinden etkilenmezler. Bu durumda şike şüphelileri, 2 yılın altında ceza alırsa bir gün bile cezaevine girmezler. Maalesef, yeni kanunu hararetle savunan spor lobisinin meclisteki temsilcileri, erteleme hükümlerini bir marifet gibi ballandırarak anlatıp kamuoyunu aldattılar.
Yeni Anayasa gibi en hayati konuda bir araya gelemediğimiz bir dönemde, şikeciler için jet hızıyla böyle bir kanunun çıkarılması kamu vicdanında derin yaralar açmıştır.
En hassas terazi olan vicdanınızın sesine uyacağınız umuduyla sevgi ve saygılarımı sunarım.
26 Kasım 2011.
Şamil TAYYAR
AK Parti Gaziantep Milletvekili

1 Kasım 2011 Salı

Puan Kaybı...





ilk kırbeş dakikadaki, dişe dokunmayan oyun; çok acayip bir kurgu; bu ligin en kral sol kanadı elimizde ama onu kadroda düşünmüyoruz (gçkhan meral), engin'i ise doksan dakika tahammül sınırlarını zorlayarak oyunda tutuyoruz,
----
takım oyunumuz ise alternatifsiz;

sol kanadı olmayan bir takımın, sol beki de oyunu geride kabul etmesi ile takım halinde savunma yapan,kapalı bir takıma stoperden oyunu sağ kanada uzun toplarla oynamaya çalışarak (70 lerin futbol ekolü belki de) yetersiz atak organizasyonu ile ilerde topu ayakta tutacak tek oyuncumuz serdar'ın da yokluğunu hesaba katınca cılız bir kaç pozisyonla ta ki gökhanın sakatlandığı o şanssız pozisyona kadar ortada giden bir oyun vardı, acı olan ise doktorumuz gürbey hocanın değişiklik işaretinin üzerinden geçen yaklaşık 4-5 dk. içerisinde gökhanın olmadığı sol stoper pozisyonu civarından yediğimiz enteresan bir gol ile devreyi de geride kapattık,
----
ilk devrede ünye adına tek olumlu hareket, topun bizim stoperlerimizde olduğu anlarda yaptıkları adam adama savunma taktiğiydi, bariz bir beraberlik takımı, aslında yapmaları gerekeni yapıyorlar, hemde çok iyiler bu konuda bizim ise bu kilidi açacak alternatiflerimiz var ama denemekte çekiniyoruz,
----
ikinci devre hasan ali değişikliği için beklenen yaklaşık 15 dakikayı maçı kaybetmemize neden olan zaman olarak görüyorum, hasan ali kötü değildi kesinlikle çok da koştu, ama bu taktikte yeri yoktu, serdarın devre arası ısınırken sağ baldırını tutuyor olması bende oynayamayacak herhalde kuşkusu oluşturdu, ama geçte olsa oyuna girdi ve hareket kazandırdı takıma yan direkten dönen üç topumuz var, attığımız golde hazırlanış açısından da çok şıktı, ama geç kalmıştı işte süre galibiyet golüne yetmedi.
----
aklıma şu geldi maçtan sonra, ahmet hoca akşam uyumadan önce ne düşünür acaba, mesela ben gündüz yaptığım işleri düşünerek uykuya dalıyorum, ne yaptım, bir eksiğim, bir hatam varmı diye, bir hata yaptığımı fark edersem sabah ilk iş onu kontrol ederek başlıyorum, acaba ahmet hocada bunu yapar mı?

25 Ekim 2011 Salı

hayat acı"T"ır...

son üç ayda, bir ömürlük acıyı çekip ciğerlerin yanmaması mümkün değilmiş, öğrendim,
kaybettiğim annemin acısı hala geziniyor içimde, ısırıyor boşbulduğunda,
unuttum sanıpta hep içinde olduğunu bilmekmiş,
onun artık olmadığını sanıpta, her köşe başında karşına çıkar umuduymuş,
bilemezsin, yakıştıramazsın,
hayat acıtır anlarsın,
yaşamak zorlaşır,
uzar zamanlar
uzaklaşırsın...---
sonra terör gelir bir silkeler, deprem olur, düğün olur,
bir güzel olur, bir çirkin olur,
düşen uçakta yüzü gülen çocuk gibisindir,
kafa dağıtmaya maça gidersin takımın dokuz yer,
hay lanet bile diyemezsin,
---
hayata tutunmadığımı düşündüğüm andan itibaren doksan gün, bir ölüm, bir düğün, bir terör, bir deprem geçmiş üzerimden...
hayat enkazının altında kalmışım...
aileme sarılıp çıktım...
artık aranızdayım :)

20 Ekim 2011 Perşembe

:(

Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.

12 Ekim 2011 Çarşamba

neler oluyor bize,

iki haftadır mesken tuttuğum kale arkasındayım, (çekirdeğe bağladık iyice)
bilet beş lira, çekirdek birbuçuk, iki su, gazete (üstüne oturmak için mavi kocaeli şimdilerde) üç,
içerde çay çorba dört, topla hepsini onüçbuçuk ceyhun hoca değerin bu kadar, (bahçeli aritmetiği :)
----
ben sinirlenmem kolay kolay, çok geniş ve rahat bir insanım, tanıyanlar bilir, hatta o kadar rahatımdır ki
kimi zaman çevremden uyarılar alırım, - yuh artık bu kadarda olmaz- falan tarzında neyse,---
işte o ben ilk golden sonra bir sinir yapmaya başladım, sinirlenince de böyle film şeridindeki kopukluklar gibi oluyor,
herşeyi net hatırlamıyorum, mesela golleri; bir devre bitmiş dörtlemişler,
yanımdaki tipler,
durumuzu yine siyasete bandırıyorlar,
---
zaten kuru ekmek gibiyiz, banıyorlar siyasete, ranta belki yumuşar diş geçiririz hesabı,
amatöre düşsün desteklerizden sonra girdim lafa (yancı) niye düşsün abisi sokağa
bu borç desteklemekten korkanların, eski yiyicilerin içinde patlasa olmazmı aq...
yıllarca çektik cefasını, kulübün içini kazıyanların, hesabını şişirenlerin şırıngayla............
---
 bağrıyormuşum galiba polis geldi, -sakin ol birader, küfür yok- çok konuştum susuyorum
----
bakıyorum yanıdaki siyasetçi gurup uzaklaşmış benden :) ya da ben ilk durduğum yerde değilim -net değil-
----
sakin olduğuma eminin hatta sakinim ... bakıyorum çekirdek bitmiş,
bir çay alayım diye kalkıyorum oturduğum yerden,
skor tabelasına bakıyorum beş, gözüme sokarcasına altı oluyor,
çok kötüyüz allahım yardım et,
---
tamam çocuklar genç ama hocam hiç mi bir şey anlatmadın futbolla ilgili,
nefes, mücadele sıfır, artık eski romada aslanların önüne atılan köleler gibi, çocuk tacizi gibi ulan,
---
tam balansım kaçacak gibi oluyor, önümdeki pala bıyıklı abi ağlayarak kendinden geçiyor ,dikiliyor sonra ,
ağlaya ağlaya terk ediyor tribünü, veriyorda kalayı en incesinden,
---
içim acıyor, herkes suçlu arıyor, sahada futbol yok adam hakeme sövüyor,
---
yedi derken sekiz oluyor, bende kalkıyorum akmasa da yaşlar yüreğim ıslanıyor,
yağmurda yağıyor inceden ağlamanın tam zamanı, ama olmuyor,
---
direksiyona oturuyorum.
radyo açılıyor, lig radyo ilk verdiği haber
ismetpaşadan bir gol haberi daha diyor spiker,
skoru beklemeden radyoyu kapatıyorum,
---

13 Eylül 2011 Salı

ne desem boş artık...

tam da doğrumudur bu diziliş bilemedim, maça konsantre bile olamadım, ilk on dakika da keyfim kaçtı, aldı aklımı sorular, sorular...
herşeyi koy bir kenara da onurun sağ kanatta ne işi var diyesim geldi,
sinan kim rıza kim arkadaş yaw,
çakılı 4 stoperle oynayan takım mı kaldı,
engin süperlig topçusu değilmiydi ne işi var bu onbirde,
fahrettin abi yunus ne iş yapar bu takımda değince bir titredim geldim kendime, o arada adıyaman 6 pastan kaçırdı yüzde yüzü,

uzun pas yapan ön libero olarak bilal iyi de bir de kanada attığı pasları tuttursa, aslında enginde iyi derinlemesine taşıdığı topların "birini" sadece bir tekini olumlu kullansa, geçen sezondan bir tek metin kalmış formunu koruyan, o da olmasa mazallah...

keyfe keder yeseydik golü ilk devrede bir hareketlenme olurdu "belki", ama rakipte becerememeyince devre sıfır-sıfır bitti, ikinci yarıya maratonun deniz tarafından devam kararı alıp kalktık asıl nedenimiz sigara problemiydi, çorumdan devre skoruda gelince sigara yakmak farz oldu, ben içmiyorum ama yanımdakilere polis göz açtırmadı, "-genç söndür onu söndür!!!"

yalandan yürüyüp içtiler sigaralarını, bu arada maç tekrar başladı aynı kahır devam bizim maç kadrosunu kim yapmış olabilirki , herhalde adıyamanın hocası rica etmiştir, atak yapmadan maç bitiren sol kanat olur mu be rıza, -"ah ulan rıza" diyorya ahmet kaya boş yere demiyor işte :)-

oyuna girenlerden yasini beğendim bir tek en azından çabalıyor çocuk ilk on bir başlasa enginden daha yararlı olur sanki,

vel hasılı bu kadro ve oyun anlayışı ile bırak bank asyayı staddan çıkıp, bankamatiğe gidemeyiz... gibi

neyse ki haftaya bay takım, iki haftaya yap birşeyler ahmet hoca yoksa durum sakat.

5 Eylül 2011 Pazartesi

çok acayip...

kulübün bölünmesi diye bir tabir oturdu önümüze, ulan yazacak birşey de bırakmadı bize,
takıma ruhunu katan oyuncular şimdi "fk" da, gençler ve amacı belli
olmayan (ama temelini az çok çözdüğümüz) bir yönetim de "kocaelispor"da kaldı.

-- kulüp bölündü ama camia da durum nedir? sezon başlasın bu konuyu da gündeme getirmek gerekecek... --

bence ikisini de desteklemek gerekiyor taraftar olarak, bu bölünmenin ardından
taraftarda da bir gevşeme var aslında, şucu bucu diye bölünmeler var gibi, bence bu muğlak durum pazar günü 16.00 da ismetpaşanın maratonunda
vücut bulamaz, taraftar her ne şartla olursa olsun yerini alır...

ama saha da istenilen tablo ile karşılaşırmıyız, ya da iki yılda süperlig hedefine uygun
bir takımı görebilirmiyiz yeşil çimde,

işte esas tehlike burada,

duyumlarıma göre oyuncuların geçişi için şart olarak konulan ödemeler kısmı biraz kadük olmuş,
söz verilen meblağlar hala ödenmemiş, ve hatta serdar ve ercanın da içinde olduğu
bir grup hala resmi sözleşme imzalamamış,

bu durum çarşambaya çözülecek diyorlar,

kötü olan herşeye zaten alıştık, bu sezonda kötüye gidiş devam ederse koymaz...
ilk hafta kötü olursa sonuç,
bu taraftarı artık kemoterapi ile tedavi ederler..

13 Haziran 2011 Pazartesi

paradoks

bir siyasi "daha doğrusu çiçeği burnunda bir vekil" bir açıklama yapmış bugün, daha doğrusu paradoks kavramını adeta göbeğinden işetmiş :)


"bir siyasi diyorki; KOCAELİSPOR'U siyasiler yönetiyor."

hala neyin peşindesiniz arkadaş yeni bir projeniz varsa söyleyin yoksa susun işte, temcit pilavı kokan nefeslerinizi harcamayın boş yere...



paradoks deyince güzel bir site bu bence bak,
http://www.chemamadoz.com/

birde ahmet kayanın şarkısında ki "bu ne yaman çelişki anne" dizesi geldi aklıma; yazının üstüne dinle cila olsun.