b.beld. adıyla bir açıklama yapıldı hafta içi, şimdi detaylarını buraya taşımak istemiyorum merak edenler için buradan link vereyim.
birde bu açıklamanın merkezine duruş diye bir kavramı yerleştirmişler ya gelde sinir yapma, bu duruş değil ki şüphesiz duruş bozukluğu...
düzgün duruşa bir örnek vererek yazımı noktalamak istiyorum, çok farklı ve uçuk bir örnek değil uzakta değil bize kardeşimiz antalyaspordan;
Büyükşehir Belediyesi köprülü kavşak reklam alanlarını Antalyaspor’a devretti
Büyükşehir Belediye Başkanı ve Antalyaspor Vakfı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın ile Antalyaspor Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Akıncıoğlu’nun imzaladığı protokolle köprülü kavşakların reklam alanları 3 yıl süreyle Antalyaspor’a devredildi.
İmza töreninde konuşan Başkan Akaydın, protokole Antalyaspor Vakfı Başkanı sıfatıyla imza koyduğunu belirterek, “Antalyaspor geçmişinde mali yönden çok sıkıntı yaşamış bir kulüp. Antalyaspor’u sabite yakın bir geliri olan, kolej niteliğinde bir kurum haline getirmek, yapacağımız en büyük iyilik olur diye düşünüyorum” dedi.
bu haberin devamı için aşağıdaki linki takip ediniz.
http://www.antalya.bel.tr/tr/bel_guncel/haber_detay.cfm?sayfa=8359
kocaelispor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kocaelispor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Eylül 2010 Pazartesi
23 Ağustos 2010 Pazartesi
oruç vurdu başa, körfezim sen çok yaşa,
maç güzelmiydi değilmiydi, - güzeldi vallahi -
yerel gazete köşelerini işgal eden kalem insanlarına göre "umut verdi takım", ama tribüncüler bu tutuk takımı pekde umut ışığı olarak göremediler, uğur yasan'ın topla oynama isteksizliği, aydın'ın verdiği gol pası (asist rakibe yanlış anlaşılmasın.) acil sağbek ve bir stoper ihtiyacımız olduğunu açıkca hissettirdi, orta sahanın bu kadar tutuk görünmesinin nedeni ise rakibin orta sahanın göbeğini kalabalık tutması da olabilir uğur ile orhan'ın hazır olmaması da ama herkesin ortak düşüncesi şu, UĞUR DURMUŞ bize bu sezon çok süprizler yaşatacak, inanılmaz süratli ve teknik bire birde rakibin belini kırar :) uğur daşdemiri de beğendim kendi adıma, oyuna katkısı artmış, birde irileşmiş sanki, ayrıca ikinci devre oyuna dahil olan onur türk de ilk onbirde başlasa sırıtmazmış gibi,
bir kaç yorum okudum nedense serdar'ı pek beğenen yok, adam geçen sezondan daha iyiydi bence, penaltıyı kaçırdı ama zaten pozisyonda penaltı değildi :) birde biraz göbeği eritmiş gibi, bir kaç maça açılır, ama 90 dakika kalmaması lazım sahada, yaşı ve oyun anlayışı gereği, bence ikinci yarılarda takıma girse daha etkili olur,
4-4-2 ye yakın bir top oynuyoruz, orta sahada uğur biraz serbest hem defansın önünden top aldı hemde forvet arkasında oyun kurdu, sağ bekte oynayan ercan ise birkaç pas hatası dışında fena değildi, ama o santrafor oynamanın verdiği rahatlıkla yapılan birkaç pas hatasının defansda kalemizde göreceğimiz goller ile sonuçlana bileceğini unutmaması gerekir.
Tek forvet oynayacağımız maçlarda daha rekabetçi bir takım göreceğimiz kesin, çift forvet oynayacağımız maçlarda ise bu kurgu ile gol yememiz ise kaçınılmaz olacak, bu maçta da çift forvet oynamamıza rağmen gol pozisyonlarımız çok azdı,
ayrıca bu takımı hazır değil diye eleştirenlere tek problemin para olduğunu söylemeliyim, bu takıma iyi bir ödeme yapılırsa iş yaparız, para yerine umut dağıtılmaya decam edilirse, geçen sezonun kötü bir fotokopisini izleriz,
sezon sonuda topluca kemoterapiye gideriz,
yerel gazete köşelerini işgal eden kalem insanlarına göre "umut verdi takım", ama tribüncüler bu tutuk takımı pekde umut ışığı olarak göremediler, uğur yasan'ın topla oynama isteksizliği, aydın'ın verdiği gol pası (asist rakibe yanlış anlaşılmasın.) acil sağbek ve bir stoper ihtiyacımız olduğunu açıkca hissettirdi, orta sahanın bu kadar tutuk görünmesinin nedeni ise rakibin orta sahanın göbeğini kalabalık tutması da olabilir uğur ile orhan'ın hazır olmaması da ama herkesin ortak düşüncesi şu, UĞUR DURMUŞ bize bu sezon çok süprizler yaşatacak, inanılmaz süratli ve teknik bire birde rakibin belini kırar :) uğur daşdemiri de beğendim kendi adıma, oyuna katkısı artmış, birde irileşmiş sanki, ayrıca ikinci devre oyuna dahil olan onur türk de ilk onbirde başlasa sırıtmazmış gibi,
bir kaç yorum okudum nedense serdar'ı pek beğenen yok, adam geçen sezondan daha iyiydi bence, penaltıyı kaçırdı ama zaten pozisyonda penaltı değildi :) birde biraz göbeği eritmiş gibi, bir kaç maça açılır, ama 90 dakika kalmaması lazım sahada, yaşı ve oyun anlayışı gereği, bence ikinci yarılarda takıma girse daha etkili olur,
4-4-2 ye yakın bir top oynuyoruz, orta sahada uğur biraz serbest hem defansın önünden top aldı hemde forvet arkasında oyun kurdu, sağ bekte oynayan ercan ise birkaç pas hatası dışında fena değildi, ama o santrafor oynamanın verdiği rahatlıkla yapılan birkaç pas hatasının defansda kalemizde göreceğimiz goller ile sonuçlana bileceğini unutmaması gerekir.
Tek forvet oynayacağımız maçlarda daha rekabetçi bir takım göreceğimiz kesin, çift forvet oynayacağımız maçlarda ise bu kurgu ile gol yememiz ise kaçınılmaz olacak, bu maçta da çift forvet oynamamıza rağmen gol pozisyonlarımız çok azdı,
ayrıca bu takımı hazır değil diye eleştirenlere tek problemin para olduğunu söylemeliyim, bu takıma iyi bir ödeme yapılırsa iş yaparız, para yerine umut dağıtılmaya decam edilirse, geçen sezonun kötü bir fotokopisini izleriz,
sezon sonuda topluca kemoterapiye gideriz,
17 Haziran 2010 Perşembe
kurtuluş için bir reçeteniz mi var ???
Kocaelisporumuz için yaptığı tespitler ile daimi bir takipçisi olduğumuz Sn. İSMET ÇİĞİT’İN bugün (17.06.2010) tarihli ÖZGÜR KOCAELİ gazetesinin YORUM başlıklı köşe yazısından bir alıntıdır ,şimdi okuyacaklarınız, Yazının başlığı ise;
“AKP’de Nedim Arsal gibi 3 tane adam olsa, bu kent değişir.”
……
Büyükşehir Belediye Başkanımız İbrahim Karaosmanoğlu’nu çok seviyor ve sayıyorum. Ama farkındayım. O beni sevmiyor. Geçenlerde konuştuk. Başkan, Kocaelispor hakkında bana yetkiyi ver. Bu haliyle alayım, 3 yıl sonra Süper lige çıkartayım. Bu takım, bu kent için önemli dedim. Ama başkan korkuyor. Bilgiç’in Yüksel Projeye hazırlatıp getirdiği bütün projeleri bakmadan onaylıyor da, benim Kocaelispor’u kurtaralım fikrime sıcak bakmıyor.
……
Kocaelispor, bu kent için kelime anlamından birşeyler yitirmediğinin en güzel anlatıldığı paragraftır bu, demek ki içine düştüğümüz buhran, aslında geri dönülebilir, düzeltilebilir – ki bunu yapan kişinin kimliğinin, içeriğinin, siyasi fikirlerinin hiç önemi yok biz taraftarlar için – ama bu sürecin önündeki tek engel Büyükşehir Belediye Başkanımız İbrahim Karaosmanoğlu’imiş. Bu gerçeğin farkındaydık biz, bir de Sn. Nedim Arsal’ın dile getirmesi çok güzel olmuş.
Ayrıca bunu nasıl başaracağını da bir açıklasa, anlattıklarının altında yatan gerçeği bu paragrafın ötesine taşısa ve hatta Büyükşehir Belediye Başkanımız İbrahim Karaosmanoğlu’na rağmen bu fikirlerini şimdi ki yöneticilerimize de iletse, hatta başkanı gitse ziyaret etse bu kent yanınızda mesajı verse…
Neyse yine dellenmeden bu yazıyı bitireyim, neler oldu kulübümüzde hala verse ile olsanın peşindeyiz…
Rabbim, bu kulübü sevenlere sabır versin. Amin.
“AKP’de Nedim Arsal gibi 3 tane adam olsa, bu kent değişir.”
……
Büyükşehir Belediye Başkanımız İbrahim Karaosmanoğlu’nu çok seviyor ve sayıyorum. Ama farkındayım. O beni sevmiyor. Geçenlerde konuştuk. Başkan, Kocaelispor hakkında bana yetkiyi ver. Bu haliyle alayım, 3 yıl sonra Süper lige çıkartayım. Bu takım, bu kent için önemli dedim. Ama başkan korkuyor. Bilgiç’in Yüksel Projeye hazırlatıp getirdiği bütün projeleri bakmadan onaylıyor da, benim Kocaelispor’u kurtaralım fikrime sıcak bakmıyor.
……
Kocaelispor, bu kent için kelime anlamından birşeyler yitirmediğinin en güzel anlatıldığı paragraftır bu, demek ki içine düştüğümüz buhran, aslında geri dönülebilir, düzeltilebilir – ki bunu yapan kişinin kimliğinin, içeriğinin, siyasi fikirlerinin hiç önemi yok biz taraftarlar için – ama bu sürecin önündeki tek engel Büyükşehir Belediye Başkanımız İbrahim Karaosmanoğlu’imiş. Bu gerçeğin farkındaydık biz, bir de Sn. Nedim Arsal’ın dile getirmesi çok güzel olmuş.
Ayrıca bunu nasıl başaracağını da bir açıklasa, anlattıklarının altında yatan gerçeği bu paragrafın ötesine taşısa ve hatta Büyükşehir Belediye Başkanımız İbrahim Karaosmanoğlu’na rağmen bu fikirlerini şimdi ki yöneticilerimize de iletse, hatta başkanı gitse ziyaret etse bu kent yanınızda mesajı verse…
Neyse yine dellenmeden bu yazıyı bitireyim, neler oldu kulübümüzde hala verse ile olsanın peşindeyiz…
Rabbim, bu kulübü sevenlere sabır versin. Amin.
Etiketler:
akp,
ismet çiğit,
kocaelispor,
nedim arsal,
özgür kocaeli
1 Mart 2010 Pazartesi
İleride çoğalmak;
Futbolda gol için uygulanan çağdaş bir taktik anlayış, ya da üstün yetenekli bir hücum oyuncunuz yoksa yapmanız gereken yegâne durum; orta sahayı koşan ve bitiriciliği yüksek olan oyunculardan oluşturmanız gereken bir taktiktir. Ayrıca savunmada dahi orta saha özellikleri barındıran top yapan oyun kuran oyuncuların bulunmasını gerektiren bir oyun anlayışıdır, aşağıdaki sözü şiar edinmiş olması gereken bir takımın uygulayabileceği bir plandır…
En iyi savunma, saldırıdır.
Robert James "Bobby" Fischer
Rakibimiz Altay böyle başladı işte oyuna, “ileride çoğalarak” bariz bir 4–2–4 kurgusu ile hatta onbeşinci dakikadan sonra gole kadar her kanat ortasında beş ya da altı Altaylı oyuncu ceza sahamızda gol kokluyordu adeta,
Ne ilginçtir ki bu kadar baskıya rağmen ilk golü bir kontra topta yedik, o dakikaya kadar her faulde oyunu kesen hakem bu sefer avantajı oynatıp golde küçükte olsa bir etki yaptı ama esas problem hırslı oyunu ile kendini sürekli kaybedip kademeyi bozan stoperimiz Aydın(58) da idi.
Rakibimizin tam tersine set oyunu oynayıp bir ya da çok zorda kalırsak iki kişi ile hücuma çıktık, gol için bize bir duran top lazımdı, o da kırk dördüncü dakikada serdarın(41) düşürülmesi ile elde edildi, golü Sheriff Suma (90) kaydetti. “Kaydetti deki kasıt önüne düşen topu kale çizgisinin ardına bırakmaktır.” Sınırlı yeteneği ile sahada da golden başka pek kayda değer bir hareketi olmadı.
Maçın ikinci devresine yine kalabalık çıkarak başlayan rakip 2-1’i bulduğunda, gol atabileceğimiz tek varyasyon olan duran top bu seferde köşe vuruşu olarak vücut buldu sahada, ön direkte yükselen Ali Cansun (17) zor bir pozisyondan gol çıkardı ve skora eşitlik getirdi. (Dk.66)
Çok geçmedi golden iki dakika sonra on dakika da dört faul yapan Ercan ikinci sarı karttan oyun dışında kaldı, gördüğü ikinci sarı kartın tek bir izahı var o da fiziksel olarak bitmiş olması topla giden rakibi takip edemeyeceğini anlayıp adamı indirmekte buldu çözümü, (Dk.68)
Hakem bu noktada haklıydı, bir dakika geçmedi ki kaptan’ın hırsına yenik düşüp topu yere vurmasının ardından hakem bir haklı kart daha çıkardı, kaldık dokuz kişi (Dk.69) oysa golle gelen bir inanç kaplamıştı tüm tribünü ama bu durum sadece 3 dakika sürdü. Rakibin hocası bu olayların ardından okay yoruşlu’yu aldı oyuna, bu isme dikkat yaş 16 ve Bank Asya’nın en genç gol atan oyuncusu (*)sadece oyuna girdikten altı dakika sonra golünü kaydetti. (DK.77)
Maç da burada bitti, ardından KILIÇASLAN’A yapılan bir ayıp var, bu olayı kimse tasvip edemez, esas tribünde gözden kaçan olay hasan uğur’un maratona doğru gelip sus işareti falan yapması oldu.
Ayrıca başkanın ikinci devreyi hodrimeydan ile izlemesi maçın ardından önce Kılıçaslan’ı sakinleştirme çabaları ve hakeme tepkisi de dikkat çekiciydi,
Yazmazsam olmaz : kaleci mevkiinde oynatmakta olduğumuz Fevzi(48) var ki evlere şenlik, kesinlikle yaptığı işin bilincinde değil, (sanki tatil günü fethiye caddesinde salınıyor. ciddiyetsiz(!))
Erhan Yılmaz(29) sağ kanatta oynamasına rağmen hiç defansif bir katkı yapmaması ve sürekli olarak kanadı kullanmak yerine içeriye doğru kat etmesi nedeniyle defansımızın sağ kanadında oynayan Atahan(77) çok zor durumda kaldı, ilk golde de kademe hatası yapan aydın(58) ın açığını kapatmak ile meşguldü.
Perşembe günü Pfdk hakkımızda “güzel” bir ceza verecektir mutlaka, sezon başından beri pek es geçmediler bizi, yine bir seyircisiz ceza alırız ve başkanın hakeme verdiği tepki nedeniyle de bir hak mahrumiyeti de gelecektir.
dipnot: Altay taraftarını galibiyet golünde gösterdikleri olgun tavır nedeniyle ayrıca tebrik etmek istiyorum.
(*) http://www.goal.com/tr/news/233/bank-asya-1-lig/2010/01/24/1758992/bank-asyada-rekor-k%C4%B1r%C4%B1ld%C4%B1
En iyi savunma, saldırıdır.
Robert James "Bobby" Fischer
Rakibimiz Altay böyle başladı işte oyuna, “ileride çoğalarak” bariz bir 4–2–4 kurgusu ile hatta onbeşinci dakikadan sonra gole kadar her kanat ortasında beş ya da altı Altaylı oyuncu ceza sahamızda gol kokluyordu adeta,
Ne ilginçtir ki bu kadar baskıya rağmen ilk golü bir kontra topta yedik, o dakikaya kadar her faulde oyunu kesen hakem bu sefer avantajı oynatıp golde küçükte olsa bir etki yaptı ama esas problem hırslı oyunu ile kendini sürekli kaybedip kademeyi bozan stoperimiz Aydın(58) da idi.
Rakibimizin tam tersine set oyunu oynayıp bir ya da çok zorda kalırsak iki kişi ile hücuma çıktık, gol için bize bir duran top lazımdı, o da kırk dördüncü dakikada serdarın(41) düşürülmesi ile elde edildi, golü Sheriff Suma (90) kaydetti. “Kaydetti deki kasıt önüne düşen topu kale çizgisinin ardına bırakmaktır.” Sınırlı yeteneği ile sahada da golden başka pek kayda değer bir hareketi olmadı.
Maçın ikinci devresine yine kalabalık çıkarak başlayan rakip 2-1’i bulduğunda, gol atabileceğimiz tek varyasyon olan duran top bu seferde köşe vuruşu olarak vücut buldu sahada, ön direkte yükselen Ali Cansun (17) zor bir pozisyondan gol çıkardı ve skora eşitlik getirdi. (Dk.66)
Çok geçmedi golden iki dakika sonra on dakika da dört faul yapan Ercan ikinci sarı karttan oyun dışında kaldı, gördüğü ikinci sarı kartın tek bir izahı var o da fiziksel olarak bitmiş olması topla giden rakibi takip edemeyeceğini anlayıp adamı indirmekte buldu çözümü, (Dk.68)
Hakem bu noktada haklıydı, bir dakika geçmedi ki kaptan’ın hırsına yenik düşüp topu yere vurmasının ardından hakem bir haklı kart daha çıkardı, kaldık dokuz kişi (Dk.69) oysa golle gelen bir inanç kaplamıştı tüm tribünü ama bu durum sadece 3 dakika sürdü. Rakibin hocası bu olayların ardından okay yoruşlu’yu aldı oyuna, bu isme dikkat yaş 16 ve Bank Asya’nın en genç gol atan oyuncusu (*)sadece oyuna girdikten altı dakika sonra golünü kaydetti. (DK.77)
Maç da burada bitti, ardından KILIÇASLAN’A yapılan bir ayıp var, bu olayı kimse tasvip edemez, esas tribünde gözden kaçan olay hasan uğur’un maratona doğru gelip sus işareti falan yapması oldu.
Ayrıca başkanın ikinci devreyi hodrimeydan ile izlemesi maçın ardından önce Kılıçaslan’ı sakinleştirme çabaları ve hakeme tepkisi de dikkat çekiciydi,
Yazmazsam olmaz : kaleci mevkiinde oynatmakta olduğumuz Fevzi(48) var ki evlere şenlik, kesinlikle yaptığı işin bilincinde değil, (sanki tatil günü fethiye caddesinde salınıyor. ciddiyetsiz(!))
Erhan Yılmaz(29) sağ kanatta oynamasına rağmen hiç defansif bir katkı yapmaması ve sürekli olarak kanadı kullanmak yerine içeriye doğru kat etmesi nedeniyle defansımızın sağ kanadında oynayan Atahan(77) çok zor durumda kaldı, ilk golde de kademe hatası yapan aydın(58) ın açığını kapatmak ile meşguldü.
Perşembe günü Pfdk hakkımızda “güzel” bir ceza verecektir mutlaka, sezon başından beri pek es geçmediler bizi, yine bir seyircisiz ceza alırız ve başkanın hakeme verdiği tepki nedeniyle de bir hak mahrumiyeti de gelecektir.
dipnot: Altay taraftarını galibiyet golünde gösterdikleri olgun tavır nedeniyle ayrıca tebrik etmek istiyorum.
(*) http://www.goal.com/tr/news/233/bank-asya-1-lig/2010/01/24/1758992/bank-asyada-rekor-k%C4%B1r%C4%B1ld%C4%B1
16 Şubat 2010 Salı
14 şubat güzellemesi
Aşk her zaman görmek istediğin yerdedir. Biraz geç olduğunun bende farkındayım ama 14 şubatta ki rezil futbolun etkilerini yeni yeni atıyorum üzerimden, yine de seviyorum be, isimlere değil renklerine aşığız,dipnot: pembe deki kasıt 14 şubat hesabıdır, başka bir anlam ifade etmez,
15 Şubat 2010 Pazartesi
yalancı baharın yalan çiçeği
Ligde kalacağımıza inanıyorum ama adem çalık'ın inandığı kadar... 98 gün bekledik meğerse yalancı baharmış... (bu fotoyu da maçın ardından evimin bahçesinde çektim)CENGİZ KURTOĞLU tüm kocaelispor taraftarları için söylüyor
Yalancı Bahar Sözleri
Gözlerin ayrılık adresi sanki
Aşkıma ihanet beklemiyorum
Bu muydu sevdanın payına düşen
Ben seni gözümden sakınıyordum
Yaşamaksa yaşanılır
Kader buysa katlanılır
Bende bir kaç hazin duygu
Kalleşliğin sende kalır
Yalancı baharın yalan çiçeği
Vefasızlık senin meziyetinmiş
Sen beni bırakıp gidiyorsun ya
İnsanlığın seni çoktan terketmiş
Yolunda harcarken Bütün ömrümü
Sende görmek varmış Zalim zulmünü
Yaşamaksa yaşanılır
Kader buysa katlanılır
Bende bir kaç hazin duygu
Kalleşliğin sende kalır
12 Şubat 2010 Cuma
"ay" mı uzak hindistan mı?
Öğretmen, sorar:
— Söyle bakalım yavrum, Hindistan mı daha uzaktır, Ay mı?
— Söyle bakalım yavrum, Hindistan mı daha uzaktır, Ay mı?
— Hindistan efendim.
— Nasıl olur der?
Öğretmen…
Çocukta cevap hazırdır…
Öğretmen…
Çocukta cevap hazırdır…
— Öğretmenim, bazı geceler Ay'ı görebiliyoruz, ama Hindistan'ı hiç gördüğümüz yok ki...
__o__
Sezon başından beri Bank Asya Birinci Lig puan durumu ortada “dolunay” gibi,
Bizi tanımayan bloglar, forumlar ha düştü ha düşecek gözüyle bakıyorlar,
Bu söyleme dört hafta puan alamayarak tüyde dikmiş olsak da,
Ben bu hafta takımdan eminim,
Bizi tanımayan bloglar, forumlar ha düştü ha düşecek gözüyle bakıyorlar,
Bu söyleme dört hafta puan alamayarak tüyde dikmiş olsak da,
Ben bu hafta takımdan eminim,
Bekle üç puan HODRİMEYDAN seni almaya geliyor.
__o__
Bu da fıkranın İzmit’te mutasyona uğramış hali:
Sezon başından beri Bank Asya Birinci Lig puan durumuna bakan bir Kocaelispor taraftarına sormuşlar,
—Körfez sezon sonu na’apar boolum?
—Hindistan ?!?
—Kafan mı güzel boolum…
—Aha kavga çıktı :)
Etiketler:
:),
hindistan,
hodri meydan,
kocaelispor,
üç puan
10 Şubat 2010 Çarşamba
her aşkın sonu intihardır(!)
Anadolu’dan bir takım sevmek, mahallenin güzel kızını sevmek gibidir biraz, her daim onu düşünsen de, kendi hayallerini feda etsen de yolunda;
Yüzün gülmez işte, köprü altında, yarım kalmış inşaatta sabahlamak uğruna, kendini yollara vurursun, Belki bu hafta göz göze geliriz ümidiyle…
Bakmak gözlerinin içine, bir umut beklemek bir saat kırk beş dakika yeşil çimende süzülürken; o kalbini çalan ilk karşılaşmanızı tekrar hatırlatan boşluğa düşersin, susmadan boğazın sökülürcesine bağırsan da arkasından,
Dönüp bakmaz ya da bakamaz ya, işte bu coğrafya da her aşk bir intihar bu yüzden,
_______________________ -- _______________________
Muammer ÇELİK'in Adana maçı ardından yaptığı basın açıklaması üç gündür her gün bir kaç defa okuyorum, aşk ve sevgi ne de güzel yakışıyor, KOCAELİSPOR'umuzla aynı cümlede kullanıldığında ama bir gerçek var bilinmesi gereken bu coğrafya'da her aşk bir intihardır.
seversen belki yaralı kurtulma şansın olur ama aşk = intihardır,
işte o açıklamanın tam metni:
Bazı sevgiler vardır. Tarif edilemez yalnızca sever aşık olursunuz. İşte benimde en büyük aşkım KOCAELİSPOR'dur.Herkesin terk ettiği bitirmek istediği oralı olmadığı aşkıma duyansız kalamazdım. Kalmadım da. Bu Kulüp Süper Lige çıktığımız zaman ve ardından lisansları çıkartacağız deyip yönetime gelenler tarafından bu hale getirildi.
Yönetim olarak Türkiye'nin olmaz dediğini başardık. İyi bir takım oluşturduk. Tek sıkıntımız uzun zamandır lig maçı oynamayan futbolculardı. Son Adanaspor maçına baktığımızda 1 puana bile sevinmem mümkün olmayan yerden yenilerek ayrıldık. Bizler bu durumları bilerek bu kulübü sahiplendik. 3 milyon TL nakit, 3.5 milyon TL çek dağıttık.
Bu şehirde yaşayanlardan kimseden maddi destek almadık. Sanki herkes söz birliği yapmış gibi yok olmamızı gözlüyor. Bu kulübü mahfedenler aldığımız bu neticelerle sevinç yaşıyorlar. Sağdan soldan dedikodu üretiyorlar. Bizler yılmadık yılmayacağız. Sevinçleri kursaklarında kalacak. Bu gün itibari ile takımdaki futbolculara ve personele para dağıtmak için mücadele edeceğiz.
Bu Kulübü mahvedeceksin, lisansları çıkartacağız diye kulübe talip olacaksın sonra kombine bilet parasını ödemeyeceksin. Kulübün 500 bin TL'sini alıp kaçacaksın. Bu arkadaşların peşini bırakmayacağım. Adli mercilerde hesaplarını verecekler. Biz yılmadık yılmayacağız.
Sağdan soldan dedikoduları yapanlar utanacaklar. Kaldı ki hangi yüzle bunları yapıyorlar. Kocaelispor herkesi şaşırtacak. Yeşil siyahımız 42 puanla bu lig'de kalacak. Muammer Çelik gibi herkesin bu davaya inanması gerekiyor. Daha önümüzde 39 puanlık bir periyot var. Bu periyotta alınacak 28 puan Kocaelispor'un ligde kalışını rahat bir şekilde sağlayabilir. Bunu başarmak içinde inanmak gerekir.Ne demiş atalarımız inanmak başarmanın yarısıdır. Matematiksel olarak ligde kalma şansı olduğu sürece havlu atmamamız gerekir.
Yüzün gülmez işte, köprü altında, yarım kalmış inşaatta sabahlamak uğruna, kendini yollara vurursun, Belki bu hafta göz göze geliriz ümidiyle…
Bakmak gözlerinin içine, bir umut beklemek bir saat kırk beş dakika yeşil çimende süzülürken; o kalbini çalan ilk karşılaşmanızı tekrar hatırlatan boşluğa düşersin, susmadan boğazın sökülürcesine bağırsan da arkasından,
Dönüp bakmaz ya da bakamaz ya, işte bu coğrafya da her aşk bir intihar bu yüzden,
_______________________ -- _______________________
Muammer ÇELİK'in Adana maçı ardından yaptığı basın açıklaması üç gündür her gün bir kaç defa okuyorum, aşk ve sevgi ne de güzel yakışıyor, KOCAELİSPOR'umuzla aynı cümlede kullanıldığında ama bir gerçek var bilinmesi gereken bu coğrafya'da her aşk bir intihardır.
seversen belki yaralı kurtulma şansın olur ama aşk = intihardır,
işte o açıklamanın tam metni:
Bazı sevgiler vardır. Tarif edilemez yalnızca sever aşık olursunuz. İşte benimde en büyük aşkım KOCAELİSPOR'dur.Herkesin terk ettiği bitirmek istediği oralı olmadığı aşkıma duyansız kalamazdım. Kalmadım da. Bu Kulüp Süper Lige çıktığımız zaman ve ardından lisansları çıkartacağız deyip yönetime gelenler tarafından bu hale getirildi.
Yönetim olarak Türkiye'nin olmaz dediğini başardık. İyi bir takım oluşturduk. Tek sıkıntımız uzun zamandır lig maçı oynamayan futbolculardı. Son Adanaspor maçına baktığımızda 1 puana bile sevinmem mümkün olmayan yerden yenilerek ayrıldık. Bizler bu durumları bilerek bu kulübü sahiplendik. 3 milyon TL nakit, 3.5 milyon TL çek dağıttık.
Bu şehirde yaşayanlardan kimseden maddi destek almadık. Sanki herkes söz birliği yapmış gibi yok olmamızı gözlüyor. Bu kulübü mahfedenler aldığımız bu neticelerle sevinç yaşıyorlar. Sağdan soldan dedikodu üretiyorlar. Bizler yılmadık yılmayacağız. Sevinçleri kursaklarında kalacak. Bu gün itibari ile takımdaki futbolculara ve personele para dağıtmak için mücadele edeceğiz.
Bu Kulübü mahvedeceksin, lisansları çıkartacağız diye kulübe talip olacaksın sonra kombine bilet parasını ödemeyeceksin. Kulübün 500 bin TL'sini alıp kaçacaksın. Bu arkadaşların peşini bırakmayacağım. Adli mercilerde hesaplarını verecekler. Biz yılmadık yılmayacağız.
Sağdan soldan dedikoduları yapanlar utanacaklar. Kaldı ki hangi yüzle bunları yapıyorlar. Kocaelispor herkesi şaşırtacak. Yeşil siyahımız 42 puanla bu lig'de kalacak. Muammer Çelik gibi herkesin bu davaya inanması gerekiyor. Daha önümüzde 39 puanlık bir periyot var. Bu periyotta alınacak 28 puan Kocaelispor'un ligde kalışını rahat bir şekilde sağlayabilir. Bunu başarmak içinde inanmak gerekir.Ne demiş atalarımız inanmak başarmanın yarısıdır. Matematiksel olarak ligde kalma şansı olduğu sürece havlu atmamamız gerekir.
28 Ocak 2010 Perşembe
BASIN AÇIKLAMASI ARİTMETİĞİ
Başkan dün gece basın açıklaması yaptı kimden ne alınmış, kime ne verilmiş tek tek açıkladı, bana da bunları bir gelir gider tablosunda birleştirmek kaldı. Çünkü yazıdan ziyade bir tablo olması bence konuyu daha iyi açıklıyor,
Tabii bu bilgileri gazete sütunlarından ve resmi sitedeki açıklamadan yararlanarak oluşturdum hata varsa af ola;
16 trilyon olan lisans borcunun sadece 3,2 milyonluk kısmını ödeyerek transfer iznini hak etmişiz, kalan borç ise ötelenmiş, yaklaşık kalan lisans borcu 13 trilyon bu borç ne zamana ötelendi, hangi şartlarda ödenecek meçhul, esas sıkıntı yaratacak olan konu kesilen çekler, onlarda 3,6 milyon civarında ve vadeleri ise,
2010 1.ayına 675 bin TL, 2. aya 965 bin TL, 3. Aya 952 bin TL, 4. Ay 645 bin TL, 5 ay 205 bin TL, 6. aya 105 bin TL, 7.Aya 30 Bin TL
Bu borcun ödenebilmesi içinde bir takım projeleri mevcut yönetim kurulumuzun, yani kulübün kısa vadede (temmuz ayına kadar)sadece lisans nedeni ile alacaklılara kestiği çekler için 3,6 milyon TL ye ihtiyacı olacak, (bu miktara deplasman, transfer, personel giderleri dahil değil)
Uzun vadede ise lisans probleminden kalan 13 milyon TL tutarında bir borç var ki bu tutar nasıl ödenir sorusunun cevabını vermek gerçektende güç,
Siyasilerin çok kullandığı “kara tablo” ifadesi maalesef tamda önümüzde duruyor, bu durumun acı olan tarafı ise borcun gerçek sorumlularının çok rahat bir şekilde hayatlarına devam ediyor olmasıdır.
Son olarak bu haftaki Bolu maçı için fikrimi de yazayım, kazanmanın tek formülü var;
İlk devre 2–2 biten maçı, bu Pazar maça çıkacak oyunculara izlettirip o takımın ruh halini ve mücadele isteğini bu takıma aşılamaktır.
Tabii bu bilgileri gazete sütunlarından ve resmi sitedeki açıklamadan yararlanarak oluşturdum hata varsa af ola;
16 trilyon olan lisans borcunun sadece 3,2 milyonluk kısmını ödeyerek transfer iznini hak etmişiz, kalan borç ise ötelenmiş, yaklaşık kalan lisans borcu 13 trilyon bu borç ne zamana ötelendi, hangi şartlarda ödenecek meçhul, esas sıkıntı yaratacak olan konu kesilen çekler, onlarda 3,6 milyon civarında ve vadeleri ise,2010 1.ayına 675 bin TL, 2. aya 965 bin TL, 3. Aya 952 bin TL, 4. Ay 645 bin TL, 5 ay 205 bin TL, 6. aya 105 bin TL, 7.Aya 30 Bin TL
Bu borcun ödenebilmesi içinde bir takım projeleri mevcut yönetim kurulumuzun, yani kulübün kısa vadede (temmuz ayına kadar)sadece lisans nedeni ile alacaklılara kestiği çekler için 3,6 milyon TL ye ihtiyacı olacak, (bu miktara deplasman, transfer, personel giderleri dahil değil)
Uzun vadede ise lisans probleminden kalan 13 milyon TL tutarında bir borç var ki bu tutar nasıl ödenir sorusunun cevabını vermek gerçektende güç,
Siyasilerin çok kullandığı “kara tablo” ifadesi maalesef tamda önümüzde duruyor, bu durumun acı olan tarafı ise borcun gerçek sorumlularının çok rahat bir şekilde hayatlarına devam ediyor olmasıdır.
Son olarak bu haftaki Bolu maçı için fikrimi de yazayım, kazanmanın tek formülü var;
İlk devre 2–2 biten maçı, bu Pazar maça çıkacak oyunculara izlettirip o takımın ruh halini ve mücadele isteğini bu takıma aşılamaktır.
25 Ocak 2010 Pazartesi
Error loading
Lisansla olacak şey değil demek ki, birkaç değişkenin aynı anda sizin istediğiniz şekilde olması gerekiyor üç puanı elde etmek için, bu değişkenleri de saha koşulları, oyuncu psikolojisi, takım taktiği, bireysel hatalar ve maalesef hakemler (Yalnız bu son değişken sadece türk futbolu için geçerli sanırım) olarak örnekleyebiliriz.
Tüm değişkenler lehinize de olsa bir şeyler doğru gitmiyorsa bu da kadro yapısı ile açıklanabilir, mesela gol yollarındaki tıkanıklığı gidermek ve takımın maça konsantrasyonunu arttırmak için KOCAELİSPORUMUZUN onbirinde mutlaka SERDAR TOPRAKTEPE yer almalı, bunu acı bir kayıpla da olsa öğrendik,
Bence erken bir gol ve rahat bir maç için bu hafta mutlaka KAPTAN SERDAR ile başlamalıdır Cihat hoca, ayrıca BİLAL’DE cezalı duruma düştü, stoperdeki bu açığı da CEM SİNAN ile kapatırsak yararlı olur kanaatindeyim,
Artık önümüzdeki maçlara bakacağız,
Tüm değişkenler lehinize de olsa bir şeyler doğru gitmiyorsa bu da kadro yapısı ile açıklanabilir, mesela gol yollarındaki tıkanıklığı gidermek ve takımın maça konsantrasyonunu arttırmak için KOCAELİSPORUMUZUN onbirinde mutlaka SERDAR TOPRAKTEPE yer almalı, bunu acı bir kayıpla da olsa öğrendik,
Bence erken bir gol ve rahat bir maç için bu hafta mutlaka KAPTAN SERDAR ile başlamalıdır Cihat hoca, ayrıca BİLAL’DE cezalı duruma düştü, stoperdeki bu açığı da CEM SİNAN ile kapatırsak yararlı olur kanaatindeyim,
Artık önümüzdeki maçlara bakacağız,
20 Ocak 2010 Çarşamba
14 Ocak 2010 Perşembe
Kırık kumbara
Çok sevdiğim bir müdürüm var, bir telefon görüşmesi yapalım senin sıkıntına cevap veririz dedi.
Biraz önce ,
—Ne haber? Sorusuna;
Asık bir suratla
—Bozuk abi, ne olacak acaba yarın lisans işi, cevabım ile girmiştik muhabbete,
Eski bir futbol adamı o da, şimdilerde uzakta olsa tribünlere İzmit’te çevresi geniş;
Kısa bir telefon görüşmesi yaptı yönetimden bir kişiyle;
—halen 2 milyon TL açık olduğunu söyledi, işi gücü falan bıraktım bu parayı bulmanın peşindeyim bende dedi,
Ama yöneticimizin sesinde o burukluğu hissettim ben, şimdiden yazıyorum içimdeki acıyı atmak için, yarın belki de bu üzüntüyü yaşamak için geç dahi olabilir,
Şimdi elimizde ne var ilk yarıdakinden farklı olarak “kırık kumbara” , ama en azından o çocuk, bir sorumluluğun altına gövdesini attı, belki de çok başka umutlarla biriktiği harçlıklarını devretti, yeşil ve siyaha, başka emekçi kardeşlerimde maaşından bölüp bir tuğla aldı kendince büyük bir sorumluluktu çünkü
peki bu şehrin büyükleri,
siz ne yaptınız?
Gelecekte bu çocuğa, bu kentin emekçilerine, bu kulübün sevenlerine nasıl hesap vereceksiniz!
Kırık kumbaralar kırık kalplere eşitlenmeden harekete geçin…
Biraz önce ,
—Ne haber? Sorusuna;
Asık bir suratla
—Bozuk abi, ne olacak acaba yarın lisans işi, cevabım ile girmiştik muhabbete,
Eski bir futbol adamı o da, şimdilerde uzakta olsa tribünlere İzmit’te çevresi geniş;
Kısa bir telefon görüşmesi yaptı yönetimden bir kişiyle;
—halen 2 milyon TL açık olduğunu söyledi, işi gücü falan bıraktım bu parayı bulmanın peşindeyim bende dedi,
Ama yöneticimizin sesinde o burukluğu hissettim ben, şimdiden yazıyorum içimdeki acıyı atmak için, yarın belki de bu üzüntüyü yaşamak için geç dahi olabilir,
Şimdi elimizde ne var ilk yarıdakinden farklı olarak “kırık kumbara” , ama en azından o çocuk, bir sorumluluğun altına gövdesini attı, belki de çok başka umutlarla biriktiği harçlıklarını devretti, yeşil ve siyaha, başka emekçi kardeşlerimde maaşından bölüp bir tuğla aldı kendince büyük bir sorumluluktu çünkü
peki bu şehrin büyükleri,
siz ne yaptınız?
Gelecekte bu çocuğa, bu kentin emekçilerine, bu kulübün sevenlerine nasıl hesap vereceksiniz!
Kırık kumbaralar kırık kalplere eşitlenmeden harekete geçin…
6 Ocak 2010 Çarşamba
Atahan MENEKŞE ile problemsiz bir defansa doğru...
Kocaelispor’umuz, Çanakkale Dardanelspor’dan 1986 doğumlu sağ bek mevkisinde görev yapan Atahan Menekşe ile 2.5 yıllık anlaşmaya vardı. 17 Nisan 1986 tarihinde İstanbul'da doğan Atahan Menekşe Sarıyer altyapısından yetiştikten sonra 4 sezon profesyonel olarak Sarıyer'de oynadı. Bu süre zarfında 2007 sezonu devre arasında Zeytinburnu'nda kiralık olarak forma giyen Atahan, sezon başında Sarıyer'le olan sözleşmesinin de sona ermesiyle Çanakkale Dardanelspor'a transfer olmuştu. Bu sezon Bank Asya 1.Ligi'nin ilk yarısında 14 maçta forma giyen Atahan, 2-0 yenilmiş olduğumuz Çanakkale Dardanelspor maçında da 7 numaralı formayı giymişti. Atahan 2008-2009 sezonunda Sarıyer'de 22 maç oynayıp 2 gol kaydetmişti.Atahan Menekşe transferi sonrasında yaptığı açıklamada; "Kocaelispor'a gelmemde en önemli etkenler başta taraftar olmak üzere Kocaelispor'un marka bir kulüp olması ve Başkan Muammer Çelik'inde transferim için yapmış olduğu sıcak yaklaşımı oldu. Kocaelispor Türkiye'de marka olmuş bir camia, bu takımda forma giyecek olduğum için çok mutluyum. Takımın konumu itibariyle bu sezon ligde kalmak için mücadele edeceğiz, eğer seri galibiyetlerde alırsak play off'u kovalamak istiyoruz. Tabi zor bir hedef bu ama bunu başaracak kapasitede bir takımımız var eğer şans yanımızda olursa neden olmasın" dedi.
KAYNAK: http://www.kocaelispor.org.tr
KAYNAK: http://www.kocaelispor.org.tr
16 Aralık 2009 Çarşamba
Ç.Rizespor incelemesi (naçizane)
Ç.RİZE SPOR BANKASYA BİRİNCİ LİG MÜSABAKALARI
HACETTEPE SPOR 0–0 ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 24 Ağustos 2009
ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 2–1 BOLUSPOR 30 Ağustos 2009
ADANASPOR A.Ş. 3–4 ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 7 Eylül 2009
ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 2–2 SAMSUNSPOR 13 Eylül 2009
GİRESUNSPOR 1–2 ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 20 Eylül 2009
ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 1–1 ALTAY 26 Eylül 2009
G.ANTEP B.Ş. BLD. SPOR 3–0 ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 4 Ekim 2009
ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 2–0 KAYSERİ ERCİYESSPOR 12 Ekim 2009
DARDANELSPOR A.Ş. 0–1 ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 18 Ekim 2009
ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 2–1 KONYASPOR 25 Ekim 2009
_____________________________________________________
KARTALSPOR 2–0 ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 1 Kasım 2009
ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 0–2 ORDUSPOR 8 Kasım 2009
D.Ç. KARABÜKSPOR 3–0 ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 23 Kasım 2009
ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 0–2 KARŞIYAKA 29 Kasım 2009 (t.d. değ.) ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 4–0 MERSİN İDMAN YURDU 6 Aralık 2009
BUCASPOR 6–1 ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 13 Aralık 2009
Ligin ilk on haftası tamamlandığında Ç. Rizespor’un ligdeki yeri altı galibiyet üç beraberlik ve bir mağlubiyet ile ve sadece iki gol averajıyla ikincilikti, daha sonra bankasya birinci lig’de oynadığı altı resmi müsabakada tek galibiyetini mersin i.y.’a karşı aldı, diğer beş müsabakadan ise mağlubiyetle ayrılan taraf oldu,
Konyaspor teknik direktörü Hüsnü Özkara ilk yenilgisini aldığı 10.hafta’daki Ç.Rize maçından sonra “10 haftalık dönem içerisinde gördüğüm en kötü futbolu oynayan takıma yenildik, bu mağlubiyetin mazereti olamaz” dedi.
Bu tespit belki de seri mağlubiyetlerin ilk işaretiydi, Rize daha sonra Kartal, Ordu, Karabük, Karşıyaka müsabakalarında kalesinde toplam 9 gol gördü. (Son altı hafta istatistiği ise, attığı gol 5; yediği gol 15)
Karşıyaka maçının ardından teknik direktör istifası yaşandı. Yeni hocası Mehmet Şansal yönetiminde Mersin i.y. maçına çıktı ve 4 farklı bir galibiyet aldı. Bu maçta iki golü bulunan Rizesporlu Ribeiro’da Altay maçının ardından 8 hafta sonra gol atma başarısı gösterdi.
Ayrıca Mersin i.y. hocası Serhat Güller bu maç için “bireysel hatalardan dolayı kaybettiğimiz bir müsabaka dedi” ve maçtan bir gün sonra beş oyuncusunu kadro dışı bıraktı.
Son olarak;
Rizespor için çok enteresan bir istatistik var, son altı hafta da yedikleri 15 golün sadece 3 tanesini ilk devrelerde yedi. Kartal maçı dk.12, buca maçı dk.31 ve dk.42; erken gol yemeyen bir takım ama ikinci devrede dağılıyorlar, bu da takımın kondisyon veya mental olarak müsabakalara iyi hazırlanmadığını gösteriyor.
HACETTEPE SPOR 0–0 ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 24 Ağustos 2009
ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 2–1 BOLUSPOR 30 Ağustos 2009
ADANASPOR A.Ş. 3–4 ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 7 Eylül 2009
ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 2–2 SAMSUNSPOR 13 Eylül 2009
GİRESUNSPOR 1–2 ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 20 Eylül 2009
ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 1–1 ALTAY 26 Eylül 2009
G.ANTEP B.Ş. BLD. SPOR 3–0 ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 4 Ekim 2009
ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 2–0 KAYSERİ ERCİYESSPOR 12 Ekim 2009
DARDANELSPOR A.Ş. 0–1 ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 18 Ekim 2009
ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 2–1 KONYASPOR 25 Ekim 2009
_____________________________________________________
KARTALSPOR 2–0 ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 1 Kasım 2009
ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 0–2 ORDUSPOR 8 Kasım 2009
D.Ç. KARABÜKSPOR 3–0 ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 23 Kasım 2009
ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 0–2 KARŞIYAKA 29 Kasım 2009 (t.d. değ.) ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 4–0 MERSİN İDMAN YURDU 6 Aralık 2009
BUCASPOR 6–1 ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 13 Aralık 2009
Ligin ilk on haftası tamamlandığında Ç. Rizespor’un ligdeki yeri altı galibiyet üç beraberlik ve bir mağlubiyet ile ve sadece iki gol averajıyla ikincilikti, daha sonra bankasya birinci lig’de oynadığı altı resmi müsabakada tek galibiyetini mersin i.y.’a karşı aldı, diğer beş müsabakadan ise mağlubiyetle ayrılan taraf oldu,
Konyaspor teknik direktörü Hüsnü Özkara ilk yenilgisini aldığı 10.hafta’daki Ç.Rize maçından sonra “10 haftalık dönem içerisinde gördüğüm en kötü futbolu oynayan takıma yenildik, bu mağlubiyetin mazereti olamaz” dedi.
Bu tespit belki de seri mağlubiyetlerin ilk işaretiydi, Rize daha sonra Kartal, Ordu, Karabük, Karşıyaka müsabakalarında kalesinde toplam 9 gol gördü. (Son altı hafta istatistiği ise, attığı gol 5; yediği gol 15)
Karşıyaka maçının ardından teknik direktör istifası yaşandı. Yeni hocası Mehmet Şansal yönetiminde Mersin i.y. maçına çıktı ve 4 farklı bir galibiyet aldı. Bu maçta iki golü bulunan Rizesporlu Ribeiro’da Altay maçının ardından 8 hafta sonra gol atma başarısı gösterdi.
Ayrıca Mersin i.y. hocası Serhat Güller bu maç için “bireysel hatalardan dolayı kaybettiğimiz bir müsabaka dedi” ve maçtan bir gün sonra beş oyuncusunu kadro dışı bıraktı.
Son olarak;
Rizespor için çok enteresan bir istatistik var, son altı hafta da yedikleri 15 golün sadece 3 tanesini ilk devrelerde yedi. Kartal maçı dk.12, buca maçı dk.31 ve dk.42; erken gol yemeyen bir takım ama ikinci devrede dağılıyorlar, bu da takımın kondisyon veya mental olarak müsabakalara iyi hazırlanmadığını gösteriyor.
14 Aralık 2009 Pazartesi
Tam mı büyük, yarım mı?
Her şey tam, desek dahi;
Bu genç kadro ile ilk devreyi çıkartma durumunda kaldık, ama bu hafta ilk onbirimiz bile tam değildi, genç kadro bile yarımdı işte,
“Hamza”sız(86) bir kadroda nasıl bir oyun taktiği uygulanabilirdi, “Emirhan”da(21) yok, defansın göbeğinden “Bilal”de(6) sakatlık sebebiyle idman dahi yapmamış, hatta Karşıyaka maçının formsuzu “Mehmet”te(11) yedek;
Cihat hoca, bu durum içerisinde büyük bir kumar oynayarak çift forvetle başladı, bildiğin dört dört iki, Hamza(86) kadroda olsa hoca bu kadroyu asla düşünmezdi herhalde, (Bu nedenle ilk devre rakibin üstün oyununu gördük. Rakip biraz daha derli toplu oynayabilse gol ya da goller bulabilirdi.)
Cihat hoca bu maçı iyi etüt etmiş olmalı ki elinde tuttuğu sağlam kozu dk.55 de, herkesin bu maç berabere bitecek dediği anda oynadı. Ahmet(24) ile Anıl(23) değişikliği müsabakanın seyrini değiştirdi, ağır zeminde orta sahadan kalabalık çıkmak için bir ön libero şarttı, Miy’in hocası Serhat Güller bu hamleyi beraberliği hazmetme çabası olarak düşünmüş olmalı ki dikkate bile almadı.
Benim sezon başından beri sevdiğim üçgende bu değişiklik ile tekrar kurulmuş oldu,
“Onur(18)-Yunus(55)-Anıl(23)”
Miy kenar yönetiminin gözünün açılması penaltı pozisyonu sonrasına denk geldi, en azından bir puanı kurtarmak için dk.81, dk.82 ve dk.85 de üç değişiklik yaptı, hem on kişi kalıp hem de gol aramak için risk aldılar, ama vakit yoktu…
Kenardan maçı okuyamıyor diye zaman zaman eleştirilen hocamızın için bu maç, gerçektende bu işi bildiğinin en güzel örneğidir, Cihat hocayı da ayrıca tebrik etmek gerekir.
Son olarak,
Spontane gelişen pozisyonda bir karıştan golü yapamasa da, penaltı pozisyonunda erken şut denemeyip devam ederek rakibi on kişi bırakan penaltının sahibine teşekkürü bir borç bilirim; o 41 numaralı formayı taşımayı ölene kadar ediyor… SERDAR(41) SEN BİZİM HERŞEYİMİZSİN…
Bu genç kadro ile ilk devreyi çıkartma durumunda kaldık, ama bu hafta ilk onbirimiz bile tam değildi, genç kadro bile yarımdı işte,
“Hamza”sız(86) bir kadroda nasıl bir oyun taktiği uygulanabilirdi, “Emirhan”da(21) yok, defansın göbeğinden “Bilal”de(6) sakatlık sebebiyle idman dahi yapmamış, hatta Karşıyaka maçının formsuzu “Mehmet”te(11) yedek;
Cihat hoca, bu durum içerisinde büyük bir kumar oynayarak çift forvetle başladı, bildiğin dört dört iki, Hamza(86) kadroda olsa hoca bu kadroyu asla düşünmezdi herhalde, (Bu nedenle ilk devre rakibin üstün oyununu gördük. Rakip biraz daha derli toplu oynayabilse gol ya da goller bulabilirdi.)
Cihat hoca bu maçı iyi etüt etmiş olmalı ki elinde tuttuğu sağlam kozu dk.55 de, herkesin bu maç berabere bitecek dediği anda oynadı. Ahmet(24) ile Anıl(23) değişikliği müsabakanın seyrini değiştirdi, ağır zeminde orta sahadan kalabalık çıkmak için bir ön libero şarttı, Miy’in hocası Serhat Güller bu hamleyi beraberliği hazmetme çabası olarak düşünmüş olmalı ki dikkate bile almadı.
Benim sezon başından beri sevdiğim üçgende bu değişiklik ile tekrar kurulmuş oldu,
“Onur(18)-Yunus(55)-Anıl(23)”
Miy kenar yönetiminin gözünün açılması penaltı pozisyonu sonrasına denk geldi, en azından bir puanı kurtarmak için dk.81, dk.82 ve dk.85 de üç değişiklik yaptı, hem on kişi kalıp hem de gol aramak için risk aldılar, ama vakit yoktu…
Kenardan maçı okuyamıyor diye zaman zaman eleştirilen hocamızın için bu maç, gerçektende bu işi bildiğinin en güzel örneğidir, Cihat hocayı da ayrıca tebrik etmek gerekir.
Son olarak,
Spontane gelişen pozisyonda bir karıştan golü yapamasa da, penaltı pozisyonunda erken şut denemeyip devam ederek rakibi on kişi bırakan penaltının sahibine teşekkürü bir borç bilirim; o 41 numaralı formayı taşımayı ölene kadar ediyor… SERDAR(41) SEN BİZİM HERŞEYİMİZSİN…
8 Aralık 2009 Salı
öyle bir zamanda gel ki (mesela 14 şubat)
foto: Necdet Aydemiröyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
ellerimde koparmaya çalıştığım zincirlerden kalma yara izleri
yeni yeni iyileşmeye yüz tutmuş olsun.
gözlerimde öyle bir karanlık olsun ki, gören kör oldum sansın.
yanaklarım kurumuş olsun göz yaşlarımdan, dudaklarımsa çatlak çatlak.
öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
belki bin tane aşktan geçmiş olayım ve hiçbiri olmasın gözümde.
hiçbiri tamamlayamamış olsun cümlelerimi,
hiçbiri bağlayamamış olsun geceyi sabaha.
hiçbirinin gülüşünün her anı senin kadar aklıma işlenmemiş olsun.
hiçbirinin hayali en güzel haliyle barınamamış olsun beynimde.
hiçbirinin izi kalmamış olsun bedenimde.
öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
sessizce ağladığım anları kimse çığlık çığlığa hıçkırıklara dönüştürememiş olsun.
ellerim kimsenin üzerinde eriyip gitmemiş olsun, gezinse bile.
dudaklarım senin adını söylerkenki gibi kıvrılmamış olsun hiç bi ad'a yeterince.
yerine koymaya çalıştığım her beden yok olup gitmiş olsun kumlar aktıkça tane tane.
unuttuğumu sandığım, vazgeçtiğimi sandığım,
sevmediğimi sandığım öyle bir zamanda gel ki
yerçekimine karşı koysun damarlarımda beni yaşatan her zerre.
öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın…
Orhan Veli Kanık
KÖRFEZ İÇİN SABIRLA BEKLE.
5 Kasım 2009 Perşembe
Dayanağın Değişimi
noreply@blogger.com (ali rıza) tarafından “alan daraltma” bloguna gönderilen yazıya(*) ithafen;
Kendi başına ayakta duramayan bazı güçler vardır, illaki bir dayanağa bir payanda’ya ihtiyaç duyar,
Bu dayanağın gün gelip de yaptığı işten feragat etmesi veya ayrılmak istediği durumlarda ya yerine bu görevi üstlenecek yeni bir materyal bulunur ya da bu güç yok olmak üzere parçalanmaya başlar,
Çarşı grubunun biz artık tribünden çekiliyoruz ağzı ile başlayan bir sürecin artık bu raddeye gelerek bir sonu hazırlıyor olması durumu gibi, ki bu senaryonun bir benzerini Sn. Süleyman Seba’ya bile uyguladılar vakti zamanında,
Gelelim bize; başkan yardımcısının istifası ile topal kalan ve tribüncülerin bir kısmı tarafından bu günümüzde bile bir yönetim adayımız var mantığı ile destek bulan Kocaelispor yönetimi için de sonun başlangıcına geliniyor. Bu hafta hiç de hoşuma gitmeyen “Yönetim istifa” sloganın artık maratonda vücut bulacağına olan inancım hat safhada,
Türk futbolu için asıl tartışılması gereken konu ise şu galiba;
Tribünün böylesi bir gücü olmalı mı?
Dayanaklar mı, yoksa güçler mi egemen futbolda, bunu yakında yaşayarak öğreneceğiz,
(*) ilgi yazı için link
http://alandaraltma.blogspot.com/2009/11/degisimin-dayanag.html
Kendi başına ayakta duramayan bazı güçler vardır, illaki bir dayanağa bir payanda’ya ihtiyaç duyar,
Bu dayanağın gün gelip de yaptığı işten feragat etmesi veya ayrılmak istediği durumlarda ya yerine bu görevi üstlenecek yeni bir materyal bulunur ya da bu güç yok olmak üzere parçalanmaya başlar,
Çarşı grubunun biz artık tribünden çekiliyoruz ağzı ile başlayan bir sürecin artık bu raddeye gelerek bir sonu hazırlıyor olması durumu gibi, ki bu senaryonun bir benzerini Sn. Süleyman Seba’ya bile uyguladılar vakti zamanında,
Gelelim bize; başkan yardımcısının istifası ile topal kalan ve tribüncülerin bir kısmı tarafından bu günümüzde bile bir yönetim adayımız var mantığı ile destek bulan Kocaelispor yönetimi için de sonun başlangıcına geliniyor. Bu hafta hiç de hoşuma gitmeyen “Yönetim istifa” sloganın artık maratonda vücut bulacağına olan inancım hat safhada,
Türk futbolu için asıl tartışılması gereken konu ise şu galiba;
Tribünün böylesi bir gücü olmalı mı?
Dayanaklar mı, yoksa güçler mi egemen futbolda, bunu yakında yaşayarak öğreneceğiz,
(*) ilgi yazı için link
http://alandaraltma.blogspot.com/2009/11/degisimin-dayanag.html
26 Ekim 2009 Pazartesi
Rakibi bozmak;
Yapmamız gereken buydu aslında “Rakibi bozmak” eldeki malzemede belli, oynatmamaya dayalı bir rakibi nasıl ekarte edebilirdik peki, şimdi tribünde arkamda oturan adamın dediği gibi her topu göbekten dikine oynayarak mı? Yoksa kanattan sıfıra inerek mi?
Dardanel’in gerçekten de inanılmaz bir defansif kurgusu vardı. Çift libero gibi oynayan iki uzunu ve önünde dört ön libero, bu altı oyuncu orta sahayı nadiren geçtiler maç boyunca hatta maçın 2-0 olmasına rağmen doksanıncı dakikadaki kornere bile üç oyuncu iştirak etti, bir takım gol yemek istemiyorsa gerçektende işiniz zor,
Peki, biz göbekten dikine oynamak şansını yakaladık mı? Hayır.
Kendi yarı sahasına çok iyi kapanan rakip neredeyse şut şansı bile tanımadı. Ama biz inadına bizim sol kanadımızdan sağ tarafa doğru derinlemesine çapraz toplar attık ve bu bütün ortalar rakibin 71 formalı İsmail isimli oyuncusunda son buldu,
Aslında kanat oyuncularımız biraz daha çizgiye yakın ve adam eksiltme düşüncesinde olabilseler, sıfırdan içeriye yerden ortalar yapabilseler, sonuca da ulaşabilirdik ki bunu Gökhan(91) da, Uğur(66) da yapabilecek kapasitedeler, ikinci devre başında Gökhan(91) sol bek gibi, uğur da çift liberonun arasında forvet gibi oynamaya çalışınca bu şanslarımızı da kaybettik, yedekten oyuna girip oyuna değer katabilen bir kadromuzda olmayınca işler iyice sarpa sardı.
Bu arada yan toptan gol yeme problemini de çözemedik, belli ki bir müddet daha da bu golleri yiyeceğiz,
Takımın tutuk olmasının bir nedeni de üç haftadır maçtan önce ödeneceği iddia edilen primlerin ödenmemesi de olabilir.
Takımın müsabaka süresince alternatif bir oyun kurgusu olmaması da ya da yanlış oyuncu seçimi de (Mesela bu hafta Ahmet(24) ile başlamak resmen kumardı.) şimdi bunları tartışmanın sırası değil çünkü kaybettik ve sadece kazananlar daima haklıdır,
Cihat hocayı beşinci hafta da çok defansif oynuyoruz diye eleştiren yönetimimiz umarım defansif oyunla nasıl maç kazanıldığını bu maçta görmüşlerdir,
Bazı oyuncularımızın bariz hatası olsa da bu maçı kaybetmemizin ana nedeni olarak rakibi bozamamamızı görüyorum ben, bununda sorumlusu kenar yönetimdir, belli ki rakibe çalışılmamış, ama rakibine çalışmış olan Dardanelspor’un hocasının maç sonu açıklaması ile bu yazıyı sonlandırıyorum;
Dardanelspor Teknik Direktörü Mustafa Meteertem, Bank Asya 1. Lig de Dardanelspor'dan sonra en genç kadro ile karşılaştıklarını belirterek, şöyle devam etti:''Herkese göre bu maç kolay olsa da bize göre öyle değildi. Genç oyuncuların her maçta üzerine bir şeyler koyduklarını düşünerek, maça çok önem verdik. Bir anlık konsantrasyon bozukluğu, düşüncesizce yapılan hareket mağlup olmamıza sebebiyet verebilirdi. Kazanmamız gereken bir müsabakaydı. Kocaelispor çok genç bir kadro ile mücadele ediyor. Belki zoraki genç bir kadro ile mücadele ediyor, biz ligde isteyerek genç kadro ile mücadele ediyoruz. Bizden daha tecrübeli bir takımla maç oynadık. 2-0 yendiğimiz için mutluyuz. Kocaelispor'u tebrik ediyorum.''
Dardanel’in gerçekten de inanılmaz bir defansif kurgusu vardı. Çift libero gibi oynayan iki uzunu ve önünde dört ön libero, bu altı oyuncu orta sahayı nadiren geçtiler maç boyunca hatta maçın 2-0 olmasına rağmen doksanıncı dakikadaki kornere bile üç oyuncu iştirak etti, bir takım gol yemek istemiyorsa gerçektende işiniz zor,
Peki, biz göbekten dikine oynamak şansını yakaladık mı? Hayır.
Kendi yarı sahasına çok iyi kapanan rakip neredeyse şut şansı bile tanımadı. Ama biz inadına bizim sol kanadımızdan sağ tarafa doğru derinlemesine çapraz toplar attık ve bu bütün ortalar rakibin 71 formalı İsmail isimli oyuncusunda son buldu,
Aslında kanat oyuncularımız biraz daha çizgiye yakın ve adam eksiltme düşüncesinde olabilseler, sıfırdan içeriye yerden ortalar yapabilseler, sonuca da ulaşabilirdik ki bunu Gökhan(91) da, Uğur(66) da yapabilecek kapasitedeler, ikinci devre başında Gökhan(91) sol bek gibi, uğur da çift liberonun arasında forvet gibi oynamaya çalışınca bu şanslarımızı da kaybettik, yedekten oyuna girip oyuna değer katabilen bir kadromuzda olmayınca işler iyice sarpa sardı.
Bu arada yan toptan gol yeme problemini de çözemedik, belli ki bir müddet daha da bu golleri yiyeceğiz,
Takımın tutuk olmasının bir nedeni de üç haftadır maçtan önce ödeneceği iddia edilen primlerin ödenmemesi de olabilir.
Takımın müsabaka süresince alternatif bir oyun kurgusu olmaması da ya da yanlış oyuncu seçimi de (Mesela bu hafta Ahmet(24) ile başlamak resmen kumardı.) şimdi bunları tartışmanın sırası değil çünkü kaybettik ve sadece kazananlar daima haklıdır,
Cihat hocayı beşinci hafta da çok defansif oynuyoruz diye eleştiren yönetimimiz umarım defansif oyunla nasıl maç kazanıldığını bu maçta görmüşlerdir,
Bazı oyuncularımızın bariz hatası olsa da bu maçı kaybetmemizin ana nedeni olarak rakibi bozamamamızı görüyorum ben, bununda sorumlusu kenar yönetimdir, belli ki rakibe çalışılmamış, ama rakibine çalışmış olan Dardanelspor’un hocasının maç sonu açıklaması ile bu yazıyı sonlandırıyorum;
Dardanelspor Teknik Direktörü Mustafa Meteertem, Bank Asya 1. Lig de Dardanelspor'dan sonra en genç kadro ile karşılaştıklarını belirterek, şöyle devam etti:''Herkese göre bu maç kolay olsa da bize göre öyle değildi. Genç oyuncuların her maçta üzerine bir şeyler koyduklarını düşünerek, maça çok önem verdik. Bir anlık konsantrasyon bozukluğu, düşüncesizce yapılan hareket mağlup olmamıza sebebiyet verebilirdi. Kazanmamız gereken bir müsabakaydı. Kocaelispor çok genç bir kadro ile mücadele ediyor. Belki zoraki genç bir kadro ile mücadele ediyor, biz ligde isteyerek genç kadro ile mücadele ediyoruz. Bizden daha tecrübeli bir takımla maç oynadık. 2-0 yendiğimiz için mutluyuz. Kocaelispor'u tebrik ediyorum.''
Etiketler:
cihat arslan,
kocaelispor,
mustafa meteertem,
rakip
22 Ekim 2009 Perşembe
Forvetsel açmaz (?)
Serdar(41) yok, peki kim var?
Yunus İlgen(55), Gökhan Meral(91), Ahmet Kutluer(24) bu üç isimde geçen sezon oynadıkları liglerde forvet mevkiinde zaman zaman görev almışlar,
Ahmet(24) sezon başından beri cihat hocanın gözdeleri arasında değil bu nedenle pek şanslı da değil kaptanın yerini doldurmak için,
Gökhan(91) ise şuan oynadığı sol kanat mevkiinde çok istekli ve yerinde bir tercih olduğunu ilk onbirde başladığı Antep ve Erciyes maçlarında gösterdi. Bu oyuncuyu forvete sürüp yerini Erciyes maçında dinlendirdiği Mehmet(11) ile başlaması da bir varyasyon olarak denenebilir.
Bu üç isimden geriye Yunus(55) kaldı, son dört lig maçında orta sahada görev veriyor hocamız, aslında bu pozisyonda Bilal(6)’in stopere çekilmesinin ardından göreve başladığını hatırlamakta da yarar var, savunmamıza Harun(33)’un geri dönmesi ile savunma hattı Harun(33), Emirhan(21), Cem Sinan(5), Burak(2) ya da Ensar(25) dörtlüsü ile kurulabilir. Bilal(6) tekrar orta sahadaki görev yerine dönmesi ile Yunus(55) forvete kaydırılabilir. Böylece savunma ve orta saha kurgumuzu bozmadan güzel bir ilk onbir kurmuşta oluruz.
Mehmet Öztonga(11), Uğur Daşdemir(66) ya da Hamza Mutlu(86) da birer alternatif olarak değerlendirilebilir, ama hocamızın bu tercihleri kullanacağını tahmin etmiyorum,
Yunus İlgen(55), Gökhan Meral(91), Ahmet Kutluer(24) bu üç isimde geçen sezon oynadıkları liglerde forvet mevkiinde zaman zaman görev almışlar,
Ahmet(24) sezon başından beri cihat hocanın gözdeleri arasında değil bu nedenle pek şanslı da değil kaptanın yerini doldurmak için,
Gökhan(91) ise şuan oynadığı sol kanat mevkiinde çok istekli ve yerinde bir tercih olduğunu ilk onbirde başladığı Antep ve Erciyes maçlarında gösterdi. Bu oyuncuyu forvete sürüp yerini Erciyes maçında dinlendirdiği Mehmet(11) ile başlaması da bir varyasyon olarak denenebilir.
Bu üç isimden geriye Yunus(55) kaldı, son dört lig maçında orta sahada görev veriyor hocamız, aslında bu pozisyonda Bilal(6)’in stopere çekilmesinin ardından göreve başladığını hatırlamakta da yarar var, savunmamıza Harun(33)’un geri dönmesi ile savunma hattı Harun(33), Emirhan(21), Cem Sinan(5), Burak(2) ya da Ensar(25) dörtlüsü ile kurulabilir. Bilal(6) tekrar orta sahadaki görev yerine dönmesi ile Yunus(55) forvete kaydırılabilir. Böylece savunma ve orta saha kurgumuzu bozmadan güzel bir ilk onbir kurmuşta oluruz.
Mehmet Öztonga(11), Uğur Daşdemir(66) ya da Hamza Mutlu(86) da birer alternatif olarak değerlendirilebilir, ama hocamızın bu tercihleri kullanacağını tahmin etmiyorum,
Etiketler:
forvet,
ilk onbir,
ismetpaşa,
kocaelispor,
muhtemel kadro
12 Ekim 2009 Pazartesi
Ineffaceable
Aslında başlığa “dayanılmaz acı” yazacaktım ama Serdar(41) 2.golü atınca vazgeçtim, 10.dk.’da kaçırdığı golden sonra öndeki koltuğu yumruklarken kendime geldim, sağ el başparmağım şişti, harbiden dayanılmaz bir acı, :)
Ama sonra yerel gazetelerde geçen hafta bizi silme planları yapıldığına dair yazılar geçişti gözümün önünden, bende “SİLİNEMEZ” dedim, (bizim yerel yöneticiler türkçe anlamaz diye de ingilizce yazdım.)
Son yazımda yaptığım kadro tahminimin tam olarak tutmamış olmasına rağmen Mehmet(11)’in sol beke monte edilmesi önünde de Gökhan(91)’ın oynaması takımın sol kanat organizasyonlarını pozitif yönde çok değiştirmiş, özellikle üçüncü goldeki asist ve gol vuruşu on numaraydı, ayrıca maç boyunca istekli oyunu ile parmak ısırtan Gökhan(91) ilk golünde asistini yapmıştı,
Her ne kadar maç sonunda rakibin hocası karşılaşmanın beşinci dakikasındaki verilmeyen penaltılarının maçın dönüm noktası olduğunu söylese de, bence 1.dk. üst direğimizden dönen top maçın dönüm noktası idi, maçın bitiş düdüğü ise atamadıkları penaltı da çalmıştı zaten(dakika 56) tamda önümüzde oldu pozisyon ama hakemin kaleciye faul yapılan pozisyondan nasıl bir penaltı ürettiğini çözemedim.
Ayrıca ilk defa bu kadar hakemle oynayan ve rakibe çirkeflik yapan bir takım gördüm ismet paşada, her topsuz pozisyonda bir itişme-tartışma vardı, hala nasıl Cem Sinan(5)’ın forması yırtılmadı şaşırıyorum doğrusu. Rakibin 99 forma numaralı oyuncusu Ertan herhalde formayı çok beğenmiş olmalı ki bırakmadı maç boyu, birde 34 numaralı Gökhan Solak vardı ki evlere şenlik, bildiğin varyete(*) sanatçısı, her pozisyonda çakallık peşindeydi,
İlk devre kaçanlar gol olsa 7–2 gibi acayip bir skor çıkardı ortaya, rakibimizin açık oynayan takımlara karşı aldığı 2 galibiyetinin olması, hiçte şaşırtmadı beni çünkü bu anlayış ile ilk altıdaki her takımı yeneceklerdir, fakat kapalı oynayan ve hızlı çıkan rakiplere karşı hiç şansları yok,
Çok enteresan bir detayı da yazmadan geçemeyeceğim, geçen haftaki Altay maçında ilk 25 dk. gördüğümüz iki kırmızı karta rağmen hiç sarı kart görmedik, ama bu hafta rakibimiz 9 sarı kart gördü buna rağmen kırmızı kart maç bitiminde (o da hakeme itirazdan) geldi, her halde bu hafta hakem sarı kartlarda seçici davrandı, üst üste gelmesin diye,
Umarım bu üst düzey oyun haftaya da devam eder ve böylece bu galibiyetin üzerine de cila atılmış olur,
Söylemeden edemeyeceğim bir konu da var ki anonsu yapan araç, paşanınmış(!) hangi paşa dendiğini duyar gibiyim, cevap vereyim hemen “köprülü ibo paşa”
Ama sonra yerel gazetelerde geçen hafta bizi silme planları yapıldığına dair yazılar geçişti gözümün önünden, bende “SİLİNEMEZ” dedim, (bizim yerel yöneticiler türkçe anlamaz diye de ingilizce yazdım.)
Son yazımda yaptığım kadro tahminimin tam olarak tutmamış olmasına rağmen Mehmet(11)’in sol beke monte edilmesi önünde de Gökhan(91)’ın oynaması takımın sol kanat organizasyonlarını pozitif yönde çok değiştirmiş, özellikle üçüncü goldeki asist ve gol vuruşu on numaraydı, ayrıca maç boyunca istekli oyunu ile parmak ısırtan Gökhan(91) ilk golünde asistini yapmıştı,Her ne kadar maç sonunda rakibin hocası karşılaşmanın beşinci dakikasındaki verilmeyen penaltılarının maçın dönüm noktası olduğunu söylese de, bence 1.dk. üst direğimizden dönen top maçın dönüm noktası idi, maçın bitiş düdüğü ise atamadıkları penaltı da çalmıştı zaten(dakika 56) tamda önümüzde oldu pozisyon ama hakemin kaleciye faul yapılan pozisyondan nasıl bir penaltı ürettiğini çözemedim.
Ayrıca ilk defa bu kadar hakemle oynayan ve rakibe çirkeflik yapan bir takım gördüm ismet paşada, her topsuz pozisyonda bir itişme-tartışma vardı, hala nasıl Cem Sinan(5)’ın forması yırtılmadı şaşırıyorum doğrusu. Rakibin 99 forma numaralı oyuncusu Ertan herhalde formayı çok beğenmiş olmalı ki bırakmadı maç boyu, birde 34 numaralı Gökhan Solak vardı ki evlere şenlik, bildiğin varyete(*) sanatçısı, her pozisyonda çakallık peşindeydi,
İlk devre kaçanlar gol olsa 7–2 gibi acayip bir skor çıkardı ortaya, rakibimizin açık oynayan takımlara karşı aldığı 2 galibiyetinin olması, hiçte şaşırtmadı beni çünkü bu anlayış ile ilk altıdaki her takımı yeneceklerdir, fakat kapalı oynayan ve hızlı çıkan rakiplere karşı hiç şansları yok,
Çok enteresan bir detayı da yazmadan geçemeyeceğim, geçen haftaki Altay maçında ilk 25 dk. gördüğümüz iki kırmızı karta rağmen hiç sarı kart görmedik, ama bu hafta rakibimiz 9 sarı kart gördü buna rağmen kırmızı kart maç bitiminde (o da hakeme itirazdan) geldi, her halde bu hafta hakem sarı kartlarda seçici davrandı, üst üste gelmesin diye,
Umarım bu üst düzey oyun haftaya da devam eder ve böylece bu galibiyetin üzerine de cila atılmış olur,
Söylemeden edemeyeceğim bir konu da var ki anonsu yapan araç, paşanınmış(!) hangi paşa dendiğini duyar gibiyim, cevap vereyim hemen “köprülü ibo paşa”
(*) varyete; Fr. variété // a.(varye'te) 1. Şarkı, dans, hokkabazlık, temsil gibi aralarında ilişki bulunmayan farklı oyunlardan oluşan gösteri. (kaynak: TDK büyük türkçe sözlük)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
