16 Mayıs 2011 Pazartesi

permanentman

bu kulüp için ne yaparsın diye sorarlar ya,

işte ona cevaben...

6 Mayıs 2011 Cuma

bir "takım" adamların başlarına neler gelir (!)

futbol bir hesap işidir, her daim para ve iktidar gerektirir,
bu sektöre hitap eden herkes profesyonellikten bahseder durur,
kendi içerisinde bir etiği vardır, yazılı olmayan kuralları vardır,
her şablona uymayan, her midenin hazmedemeyeceği,
her beynin algılayamayacağı gerçekler ile doludur...
adı türk futboludur,
esen rüzgara göre, iktidarın çekelemesine, birtakım adamların itelemesine göre ivme kazanır,
yön değiştirir, yükselir alçalır, ama kendi başına bırakılamaz...
türk futbolu kendi kendini yönetemeyecek kadar önemli bir noktadadır.

.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.

şimdi bir kulüp düşünün,

-resmi anlamda neredeyse bir geliri olmasın,
-olağanüstü genel kurullar olağan bir hal alsın,
-iki yılda iki küme düşüp borcunu ikiye (hatta üçe) katlasın,
-basiretsiz yönetimlerin, kötü siyasetçilerin oyuncağı olsun,
-aynı basiretsiz yönetimlerin sonucu olarak -6 puanla lig mücadelesini "taçlandırsın."
-kulübü temsilen sahada bulunması gereken futbolcularının lisanslarını dahi çıkartamaz durumda olsun,
-tesislerinin giderlerini, tesis çalışanlarının maaşlarını ödeyemesin,
-tesis çalışanlarının iş akdine son verilsin, ikisi intihar etsin,
-başkanı tesislerde açlık grevine başlasın,
-ulusal kanalların "ağdalı sokak ağızlı ve hatta seviye yoksunu" futbol programlarına yöneticilerinin aymazlıkları sayesinde meze olsun,
-dolandırıcılar, basın toplantılarında sahte paralar göstersin, dayak yesin, karakolluk olunsun,
-şehrinin adını taşıyan kulübe şehir sırtını dönsün,
-yerel yönetici "30 trilyon verdim hesabını mahkemede bile veremem desin" ama parayı verdiklerine hesap sormayı unutsun,
-şehrin milletvekili sokakta karşılaştığı taraftara cevap vermekten aciz kalsın, kulübün durumunu izah dahi edemesin, açıklamada dahi bulunamasın,
-şehir üzerinde yaşayan "emekçilerin" terlerinden kazanılan paralarla ülkenin vergi yükünü sırtlasın, o vergilerle taraftarı dahi olmayan illere stadlar yapılsın,
-aynı yerel yönetici "biz o defteri kapattık" desin,
-topçusuna sözler verilsin onlar yine de "karın tokluğuna" oynasın,
-yönetimsiz kalınan 17 haftada namağlup seri yakalasın,
-takım kayyuma kalsın,
-ligindeki namağlup lideri deplasmanda devirsin, liderlik koltuğundan indirsin,
-düştü denilen takım tecrübeli oyuncularının liderliğinde eze eze top oynasın,
-aynı formayı terlettikleri bir arkadaşları sahada mücadele ederken ölümden dönsün,
-bir diğer takım arkadaşları kansere yenik düşsün,
-eski yöneticisi elim bir kaza sonucu vefat etsin.


daha vahim olaylarla da karşılaştılar mutlaka ama ben hatrımda kalanları sıraladım, bu takım dibi gördü, ya orada kalacak yada eski günlerine dönmek için bu noktadan güç alarak yükselecek,
rabbim bu kulübü sevenlere daha acı bir sezon yaşatmasın. AMİN.

20 Nisan 2011 Çarşamba

türk futbolu ?!?

üç hafta sonra belkide takım çıkartacak kadar dahi topçusu kalmayacak bir kulüp oyuncusunu çok konuşuyor diye kadro dışı bırakma çabasını anlamak güç doğrusu,
aylardır düzenli bir ödeme almayan bir adama emeğinin ödenmesi için dahi serzenişte bulunma hakkını tanımayan yerel medya köşe yazarları da cabası, birilerine peşkeş cekmeye bıkmadınızmı daha bu topçuları,

edit1: konuşuyor diye hocayı bile gönderdik, nasıl bir kafa bu...

fazla değil üç hafta kaldı dananın kuyruğunun kopmasına,
gözünüzün önünde oynayan bu çocukları, bu kadroyu bir sene sonra çok arayacağız, yada bu kulüp oldu bittiye getirilecek,
-naapalım bizde kurtarmak isterdik ama prosedür böyle,
tadında bir açıklama ile kulübün sonunu getirecekler...
bazılarının karnında ağrı yapan,
bazılarına kan kusturan bu camia,
artık boğazına kadar batağa saplanmış durumda,
-------
"son on senemizi kitaplaştırsak, futbolda yapılmaması gerekenler diye sürsek piyasaya yer yerinden oynar, hepimiz döksek eteğimizde ki taşları, bu kulübe verildiği iddaa edilen 18 trilyonların, 30 trilyonların hesabı sorulsa artık"
-bu paragrafı bir yerde daha yazdım ben ama neyse-
-------
ah be serkan abi; seni geç anlıyoruz hep, ah o elimi kesip atasım var, ah kafamı taşlara vurasım var,
------
öfff,
bu sezon ömrümün son sezonuymuş gibi izledim maçları
sanki bir daha maç izleyemeyecekmişcesine,
onur türk, gökhan meral, bilal çalışkan, kaptan, cem sinan, aydın, ercan gerçekten seneye nerede olacaksınız,
nedir gelecek planlarınız,

seneye biz ne yapacağız,
------
edit 2: bu satırları yazdığım da ali daha hayattaydı,
yalan dünya, der bir büyüğüm ne kadar da haklıymış

allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun...

4 Nisan 2011 Pazartesi

bize hiçbir yer izmit değil,

trabzon maçını izmite aldıran ve bu durumu ayakta alkışlayan zihniyetler şimdi nerelerdedir,
bu maça bilet satan, şeref tribününü hınca hınç dolduran yeri geldimi izmit çocuğu ayaklarına yatan adamlar şimdi nerelerdedir,

isterdimki bu şehrin ekmeğini yiyen suyunu içen adamlar, bu kentin suyunu kirleten havasını teneffüs eden adamlar, bir dönünde bakın, kocaelispor camiasınde neler oluyor...

bu hafta 1461 trabzon maçının geceye alınma durumu var, federasyona baş vurmuş kulübümüz ama herkes biliyor ki federasyon bu işleri iki kulübün anlaşmasına bağlıyor,

bende diyorum ki kasımpaşa maçı için elini taşın altına koyan adam, bu maçıda bir telefonla halleder...

ama yapmayacaklar ve bu maç gündüz oynanacak, deplasman tribününe iyi bakın, o adam da orada olacak,

bu şehirden kazandığı haram, yediği haram, içtiği haram olacak ama o adam deplasman tribününde olacak...

bize hiç bir yer izmit değil,
çünkü izmitte doğduk, izmitte öleceğiz,

4 Mart 2011 Cuma

stat değil huzur istiyorum...

çok şeymi istedim acaba yazının başında, bilemedim,
herşeyin güzel gittiği günlerde yapmak gerekiyormuş aslında herşeyi şimdi biraz geç kalmış olmanın stresi de var üzerimde, bugün kimden soracaksın hesabı o bile belli değil;
bu camia herşeyin güzelini hakediyor ve aldı da bir dönem futbolun güzelliklerini, ama her güzel şey, başka bir şeyler alıp götürürmüş meğer,

bir büyüğüm sefa sirmen başkan iken kocaelispor için neler yapılabilir konulu bir takım projelerle karşısına geçmiş anlatıyor büyük başkan burun kıvırıyor hep,
yok olmaz tavırlarında;

dayanayıp kesiyor sunumu başkana soruyor, siz gittikten sonra bu kulüp ne olacak peki diyor, sefa başkan "bilemem" diyor.

bilemiyor da...

o dönemlerden beri belediyenin sırtına yüklenen camia şimdi bu durumdan narkozsuz ameliyatla kurtarılmaya çalışılıyor, kulübün sinir sistemi olan tribünler çekiyor tüm acıyı, ameliyatı yapanların umurunda değil neşter vurdukları heryer kan gölüne dönüyor kulüpte, bizzat destekledikleri yönetimler parayı iç ediyor, dışarıdan destekledikleri iş bilmiyor...

şimdi de bir gazete haberini okuyan taraftar stat isterim diyor, neymiş kayseri belediyesi 10.000 kişilik yeni bir stat için işlemlere başlamış, yer arıyorlarmış kayseri de, bizde isterizciler hareketlendi hemen, başbakan'a sesimizi duyuralıma vardı iş körfez.org forumda, şaka gibi...

depremde hasar görmüş kolonlarına kirişlerine, kırılıp kırılıp yenilenen ama hiç temizlemek akıllardan geçmeyen koltuklarına, soğuk duvarlarına, damlatan çatısına, girilemez tuvaletlerine, boş şeref tribününe aşığım ismetpaşanın,

bu kenti yönetenlerin camiamız üzerindeki projeleri nedir bilemem ama ben, stat istemiyorum, sadece huzur istiyorum,

ve bu isteğin ligi olmaz, bankasyaymış, süperligmiş, amatörmüş derdim değil, huzurlu bir takım istiyorum,

bana huzurlu bir onbir çıkartabilirmisin bu hafta soner hocam, peki siz valim, belediye başkanım, kulüp başkanım,
şimdi söyleyin çok şeymi istiyorum...
stat değil huzur istiyorum...

2 Mart 2011 Çarşamba

kurumsal yalanlar...



yukarıdaki forma nürnberg'in bu sezon ki forması ana sponsoru AREVA, 2008 yılında 105 milyon dolarlık bir yatırım yaptı gebze de , 2009 satış rakamları ise 200 milyon euro civarındaymış ama, ama sponsorluk olarak ilimize ne katkısı var 0...




anelkanın göbeği kes...

GDF SUEZ birşeyler söyleme gereği bile yok aslında 232 milyon'a izgazı aldılar, halkın vergileri ile alınan gazı yine halka satan garip bir kumpasın içerisinde kar üstüne kar ediyorlar, ama sponsorluk olarak fransa milli takımını tercih etmişler, ve dünya kupasındaki fransa rezaletinin aardından dahi fransa takımının sponsorluktan çekilmeyen tek firması, ama sponsorluk olarak ilimize ne katkısı var ?...


şimdi bunları yazmanın sırasımıydı bilmiyorum ama kurumsal üyelik için başvurulması gereken ilk iki firma herhalde bunlar olmalıdır, nede olsa futbolun içerisindeler bir nebzede olsa...

11 Şubat 2011 Cuma

zorunlu istikamet

herkese selam,

bir süre önce uzun yıllardır çalıştığım işyerinden zorunlu olarak ayrılmak zorunda kaldım, şimdi yeni bir yerde iş başı yaptım.
Kafamda, önümdeki işlerde bir süre daha karışık kalacak gibi,
yeni iş yerimin en büyük artısı ismet paşanın karşısında olması :) her daim ambians...

hele bir de şu of maçını atlatalım inşallah hafta içi yazmaya devam edeceğim kaldığım yerden...

bu fotonun adı da, zorunlu istikamet olsun :)
mekanlar farklı ama istikamet zorunlu :)