üç hafta sonra belkide takım çıkartacak kadar dahi topçusu kalmayacak bir kulüp oyuncusunu çok konuşuyor diye kadro dışı bırakma çabasını anlamak güç doğrusu,
aylardır düzenli bir ödeme almayan bir adama emeğinin ödenmesi için dahi serzenişte bulunma hakkını tanımayan yerel medya köşe yazarları da cabası, birilerine peşkeş cekmeye bıkmadınızmı daha bu topçuları,
edit1: konuşuyor diye hocayı bile gönderdik, nasıl bir kafa bu...
fazla değil üç hafta kaldı dananın kuyruğunun kopmasına,
gözünüzün önünde oynayan bu çocukları, bu kadroyu bir sene sonra çok arayacağız, yada bu kulüp oldu bittiye getirilecek,
-naapalım bizde kurtarmak isterdik ama prosedür böyle,
tadında bir açıklama ile kulübün sonunu getirecekler...
bazılarının karnında ağrı yapan,
bazılarına kan kusturan bu camia,
artık boğazına kadar batağa saplanmış durumda,
-------
"son on senemizi kitaplaştırsak, futbolda yapılmaması gerekenler diye sürsek piyasaya yer yerinden oynar, hepimiz döksek eteğimizde ki taşları, bu kulübe verildiği iddaa edilen 18 trilyonların, 30 trilyonların hesabı sorulsa artık"
-bu paragrafı bir yerde daha yazdım ben ama neyse-
-------
ah be serkan abi; seni geç anlıyoruz hep, ah o elimi kesip atasım var, ah kafamı taşlara vurasım var,
------
öfff,
bu sezon ömrümün son sezonuymuş gibi izledim maçları
sanki bir daha maç izleyemeyecekmişcesine,
onur türk, gökhan meral, bilal çalışkan, kaptan, cem sinan, aydın, ercan gerçekten seneye nerede olacaksınız,
nedir gelecek planlarınız,
seneye biz ne yapacağız,
------
edit 2: bu satırları yazdığım da ali daha hayattaydı,
yalan dünya, der bir büyüğüm ne kadar da haklıymış
allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun...
20 Nisan 2011 Çarşamba
4 Nisan 2011 Pazartesi
bize hiçbir yer izmit değil,
trabzon maçını izmite aldıran ve bu durumu ayakta alkışlayan zihniyetler şimdi nerelerdedir,
bu maça bilet satan, şeref tribününü hınca hınç dolduran yeri geldimi izmit çocuğu ayaklarına yatan adamlar şimdi nerelerdedir,
isterdimki bu şehrin ekmeğini yiyen suyunu içen adamlar, bu kentin suyunu kirleten havasını teneffüs eden adamlar, bir dönünde bakın, kocaelispor camiasınde neler oluyor...
bu hafta 1461 trabzon maçının geceye alınma durumu var, federasyona baş vurmuş kulübümüz ama herkes biliyor ki federasyon bu işleri iki kulübün anlaşmasına bağlıyor,
bende diyorum ki kasımpaşa maçı için elini taşın altına koyan adam, bu maçıda bir telefonla halleder...
ama yapmayacaklar ve bu maç gündüz oynanacak, deplasman tribününe iyi bakın, o adam da orada olacak,
bu şehirden kazandığı haram, yediği haram, içtiği haram olacak ama o adam deplasman tribününde olacak...
bize hiç bir yer izmit değil,
çünkü izmitte doğduk, izmitte öleceğiz,
bu maça bilet satan, şeref tribününü hınca hınç dolduran yeri geldimi izmit çocuğu ayaklarına yatan adamlar şimdi nerelerdedir,
isterdimki bu şehrin ekmeğini yiyen suyunu içen adamlar, bu kentin suyunu kirleten havasını teneffüs eden adamlar, bir dönünde bakın, kocaelispor camiasınde neler oluyor...
bu hafta 1461 trabzon maçının geceye alınma durumu var, federasyona baş vurmuş kulübümüz ama herkes biliyor ki federasyon bu işleri iki kulübün anlaşmasına bağlıyor,
bende diyorum ki kasımpaşa maçı için elini taşın altına koyan adam, bu maçıda bir telefonla halleder...
ama yapmayacaklar ve bu maç gündüz oynanacak, deplasman tribününe iyi bakın, o adam da orada olacak,
bu şehirden kazandığı haram, yediği haram, içtiği haram olacak ama o adam deplasman tribününde olacak...
bize hiç bir yer izmit değil,
çünkü izmitte doğduk, izmitte öleceğiz,
4 Mart 2011 Cuma
stat değil huzur istiyorum...
çok şeymi istedim acaba yazının başında, bilemedim,
herşeyin güzel gittiği günlerde yapmak gerekiyormuş aslında herşeyi şimdi biraz geç kalmış olmanın stresi de var üzerimde, bugün kimden soracaksın hesabı o bile belli değil;
bu camia herşeyin güzelini hakediyor ve aldı da bir dönem futbolun güzelliklerini, ama her güzel şey, başka bir şeyler alıp götürürmüş meğer,
bir büyüğüm sefa sirmen başkan iken kocaelispor için neler yapılabilir konulu bir takım projelerle karşısına geçmiş anlatıyor büyük başkan burun kıvırıyor hep,
yok olmaz tavırlarında;
dayanayıp kesiyor sunumu başkana soruyor, siz gittikten sonra bu kulüp ne olacak peki diyor, sefa başkan "bilemem" diyor.
bilemiyor da...
o dönemlerden beri belediyenin sırtına yüklenen camia şimdi bu durumdan narkozsuz ameliyatla kurtarılmaya çalışılıyor, kulübün sinir sistemi olan tribünler çekiyor tüm acıyı, ameliyatı yapanların umurunda değil neşter vurdukları heryer kan gölüne dönüyor kulüpte, bizzat destekledikleri yönetimler parayı iç ediyor, dışarıdan destekledikleri iş bilmiyor...
şimdi de bir gazete haberini okuyan taraftar stat isterim diyor, neymiş kayseri belediyesi 10.000 kişilik yeni bir stat için işlemlere başlamış, yer arıyorlarmış kayseri de, bizde isterizciler hareketlendi hemen, başbakan'a sesimizi duyuralıma vardı iş körfez.org forumda, şaka gibi...
depremde hasar görmüş kolonlarına kirişlerine, kırılıp kırılıp yenilenen ama hiç temizlemek akıllardan geçmeyen koltuklarına, soğuk duvarlarına, damlatan çatısına, girilemez tuvaletlerine, boş şeref tribününe aşığım ismetpaşanın,
bu kenti yönetenlerin camiamız üzerindeki projeleri nedir bilemem ama ben, stat istemiyorum, sadece huzur istiyorum,
ve bu isteğin ligi olmaz, bankasyaymış, süperligmiş, amatörmüş derdim değil, huzurlu bir takım istiyorum,
bana huzurlu bir onbir çıkartabilirmisin bu hafta soner hocam, peki siz valim, belediye başkanım, kulüp başkanım,
şimdi söyleyin çok şeymi istiyorum...
stat değil huzur istiyorum...
herşeyin güzel gittiği günlerde yapmak gerekiyormuş aslında herşeyi şimdi biraz geç kalmış olmanın stresi de var üzerimde, bugün kimden soracaksın hesabı o bile belli değil;
bu camia herşeyin güzelini hakediyor ve aldı da bir dönem futbolun güzelliklerini, ama her güzel şey, başka bir şeyler alıp götürürmüş meğer,
bir büyüğüm sefa sirmen başkan iken kocaelispor için neler yapılabilir konulu bir takım projelerle karşısına geçmiş anlatıyor büyük başkan burun kıvırıyor hep,
yok olmaz tavırlarında;
dayanayıp kesiyor sunumu başkana soruyor, siz gittikten sonra bu kulüp ne olacak peki diyor, sefa başkan "bilemem" diyor.
bilemiyor da...
o dönemlerden beri belediyenin sırtına yüklenen camia şimdi bu durumdan narkozsuz ameliyatla kurtarılmaya çalışılıyor, kulübün sinir sistemi olan tribünler çekiyor tüm acıyı, ameliyatı yapanların umurunda değil neşter vurdukları heryer kan gölüne dönüyor kulüpte, bizzat destekledikleri yönetimler parayı iç ediyor, dışarıdan destekledikleri iş bilmiyor...
şimdi de bir gazete haberini okuyan taraftar stat isterim diyor, neymiş kayseri belediyesi 10.000 kişilik yeni bir stat için işlemlere başlamış, yer arıyorlarmış kayseri de, bizde isterizciler hareketlendi hemen, başbakan'a sesimizi duyuralıma vardı iş körfez.org forumda, şaka gibi...
depremde hasar görmüş kolonlarına kirişlerine, kırılıp kırılıp yenilenen ama hiç temizlemek akıllardan geçmeyen koltuklarına, soğuk duvarlarına, damlatan çatısına, girilemez tuvaletlerine, boş şeref tribününe aşığım ismetpaşanın,
bu kenti yönetenlerin camiamız üzerindeki projeleri nedir bilemem ama ben, stat istemiyorum, sadece huzur istiyorum,
ve bu isteğin ligi olmaz, bankasyaymış, süperligmiş, amatörmüş derdim değil, huzurlu bir takım istiyorum,
bana huzurlu bir onbir çıkartabilirmisin bu hafta soner hocam, peki siz valim, belediye başkanım, kulüp başkanım,
şimdi söyleyin çok şeymi istiyorum...
stat değil huzur istiyorum...
2 Mart 2011 Çarşamba
kurumsal yalanlar...

yukarıdaki forma nürnberg'in bu sezon ki forması ana sponsoru AREVA, 2008 yılında 105 milyon dolarlık bir yatırım yaptı gebze de , 2009 satış rakamları ise 200 milyon euro civarındaymış ama, ama sponsorluk olarak ilimize ne katkısı var 0...

anelkanın göbeği kes...
GDF SUEZ birşeyler söyleme gereği bile yok aslında 232 milyon'a izgazı aldılar, halkın vergileri ile alınan gazı yine halka satan garip bir kumpasın içerisinde kar üstüne kar ediyorlar, ama sponsorluk olarak fransa milli takımını tercih etmişler, ve dünya kupasındaki fransa rezaletinin aardından dahi fransa takımının sponsorluktan çekilmeyen tek firması, ama sponsorluk olarak ilimize ne katkısı var ?...
şimdi bunları yazmanın sırasımıydı bilmiyorum ama kurumsal üyelik için başvurulması gereken ilk iki firma herhalde bunlar olmalıdır, nede olsa futbolun içerisindeler bir nebzede olsa...
11 Şubat 2011 Cuma
zorunlu istikamet
herkese selam,
bir süre önce uzun yıllardır çalıştığım işyerinden zorunlu olarak ayrılmak zorunda kaldım, şimdi yeni bir yerde iş başı yaptım.
bir süre önce uzun yıllardır çalıştığım işyerinden zorunlu olarak ayrılmak zorunda kaldım, şimdi yeni bir yerde iş başı yaptım.
Kafamda, önümdeki işlerde bir süre daha karışık kalacak gibi,
yeni iş yerimin en büyük artısı ismet paşanın karşısında olması :) her daim ambians...
hele bir de şu of maçını atlatalım inşallah hafta içi yazmaya devam edeceğim kaldığım yerden...
bu fotonun adı da, zorunlu istikamet olsun :)
mekanlar farklı ama istikamet zorunlu :)

yeni iş yerimin en büyük artısı ismet paşanın karşısında olması :) her daim ambians...
hele bir de şu of maçını atlatalım inşallah hafta içi yazmaya devam edeceğim kaldığım yerden...
bu fotonun adı da, zorunlu istikamet olsun :)
mekanlar farklı ama istikamet zorunlu :)

27 Ocak 2011 Perşembe
17 Ocak 2011 Pazartesi
alayına son dakika;
alt başlık; 600 milyon tl'mizi ne yaptınız?
urfa maçından aldığımız üç puan bu sezonki en motive edici puanlar oldu,
teşekkürler soner hoca teşekkürler (10) samet katanalp,
maçın başlarında forveti dörtleyen urfa, ortasahadaki iki oyuncusunuda ileri çıkartınca
defans bloğu ve ortasahası arasında açılan boşluğu dolduran kocaelispor hucüm hattı istekli başladı maça,
urfa bu taktiği onbeş dakika sürdürebildi.
sonra standart 4-1-3-2 düzenine geçti ön libero mevkiinde (5) alaattin tosun
inanılmaz bir adam, her pozisyonda vardı neredeyse, bir parantez de cem sinan'a açmak gerekir, mükemmel kademe yaptı,
maçı her ne kadar kazanmış olsak da, ilk devre "galiba bir puan alırız."
yorumumu hemen yanımdaki fahrettin abi, işaret parmağını dudaklarına götürerek -sus işareti- ağzıma tıktı adeta,
ikinci devreye de maçın başındaki taktikle girdi urfa, kıdemli yan hakemin ısrarcı ofsayt tutumuna rağmen ilk golü urfa buldu,
maç gitti dediğimiz esnada, aslında soner hoca hamlesini golden önce yapmıştı, oyuna (4) orhan alemdar girmiş atakları yönlendirmeye başlamıştı,
bunu fark etmemiz ilk golümüzdeki ortayı yapması ile oldu.
galibiyetin çok uzakta olmadığını hissediyorduk artık, 90+3 gösterildiğinde inceden bir isyan oldu tribünlerde ama o üç dakikaya galibiyet golünü de sığdırdı (10) samet,
maçın enteresan anı maç başladıktan 15-20 dakika sonra urfa tribünlerinde ortaya çıkan trabzon taraftarlarıydı,-kardeşlik ayağına ekmek kazandığı toprağı satarmı adam-
hele o golden sonra yaptıkları el hareketleri falan çok ayıp...
---------
başbakan türk telekom arenayı terk etti. ertesi günü stad ve çevresinin imar için 600 milyon tl devlet kaynaklarından harcama yapıldığını söyledi, bende diyorum ki,
o parayı birinci, ikinci ve üçüncü lig takımlarına bölüştürseydiniz eğer türk futboluna ne güzel katkı olurdu sn.başbakanım,
iki güzel anektod ekleyeyim yazının sonuna;
-kayyum atanmadan hemen önce fabrika dönüşü serviste kulüp kapanırsa noolur muhabbeti dönüyor,
dedimki "futbol benim için biter, anca kardeş antalyanın maçlarına bakarım artık," allahım'a şükürler olsun o günleri göstermedi bize,
-eşim her maç dönüşü skoru sorar evde, futbolu sevmez genel olarak, ama yenilirsek eğer inceden mesajı verir:), bu hafta dedi ki ne zevk alıyorsun maç izlemekten;
dedim ki "maçtan zevk almıyorum ki, KOCAELİSPOR'u izlemekten zevk alıyorum, on beş haftadır her maçtan sonra şampiyonluk kutlaması yapmak her camiaya nasip olmaz."
urfa maçından aldığımız üç puan bu sezonki en motive edici puanlar oldu,
teşekkürler soner hoca teşekkürler (10) samet katanalp,
maçın başlarında forveti dörtleyen urfa, ortasahadaki iki oyuncusunuda ileri çıkartınca
defans bloğu ve ortasahası arasında açılan boşluğu dolduran kocaelispor hucüm hattı istekli başladı maça,
urfa bu taktiği onbeş dakika sürdürebildi.
sonra standart 4-1-3-2 düzenine geçti ön libero mevkiinde (5) alaattin tosun
inanılmaz bir adam, her pozisyonda vardı neredeyse, bir parantez de cem sinan'a açmak gerekir, mükemmel kademe yaptı,
maçı her ne kadar kazanmış olsak da, ilk devre "galiba bir puan alırız."
yorumumu hemen yanımdaki fahrettin abi, işaret parmağını dudaklarına götürerek -sus işareti- ağzıma tıktı adeta,
ikinci devreye de maçın başındaki taktikle girdi urfa, kıdemli yan hakemin ısrarcı ofsayt tutumuna rağmen ilk golü urfa buldu,
maç gitti dediğimiz esnada, aslında soner hoca hamlesini golden önce yapmıştı, oyuna (4) orhan alemdar girmiş atakları yönlendirmeye başlamıştı,
bunu fark etmemiz ilk golümüzdeki ortayı yapması ile oldu.
galibiyetin çok uzakta olmadığını hissediyorduk artık, 90+3 gösterildiğinde inceden bir isyan oldu tribünlerde ama o üç dakikaya galibiyet golünü de sığdırdı (10) samet,
maçın enteresan anı maç başladıktan 15-20 dakika sonra urfa tribünlerinde ortaya çıkan trabzon taraftarlarıydı,-kardeşlik ayağına ekmek kazandığı toprağı satarmı adam-
hele o golden sonra yaptıkları el hareketleri falan çok ayıp...
---------
başbakan türk telekom arenayı terk etti. ertesi günü stad ve çevresinin imar için 600 milyon tl devlet kaynaklarından harcama yapıldığını söyledi, bende diyorum ki,
o parayı birinci, ikinci ve üçüncü lig takımlarına bölüştürseydiniz eğer türk futboluna ne güzel katkı olurdu sn.başbakanım,
iki güzel anektod ekleyeyim yazının sonuna;
-kayyum atanmadan hemen önce fabrika dönüşü serviste kulüp kapanırsa noolur muhabbeti dönüyor,
dedimki "futbol benim için biter, anca kardeş antalyanın maçlarına bakarım artık," allahım'a şükürler olsun o günleri göstermedi bize,
-eşim her maç dönüşü skoru sorar evde, futbolu sevmez genel olarak, ama yenilirsek eğer inceden mesajı verir:), bu hafta dedi ki ne zevk alıyorsun maç izlemekten;
dedim ki "maçtan zevk almıyorum ki, KOCAELİSPOR'u izlemekten zevk alıyorum, on beş haftadır her maçtan sonra şampiyonluk kutlaması yapmak her camiaya nasip olmaz."
29 Aralık 2010 Çarşamba
topraktepe > lucarelli
siyasi söylemlerin güçlü olduğu ve çoğu zaman tribünlerin,
camiaların ve hatta kulüplerin önünde gittiği bir ülkedir, orası italyadır,
bir oyuncu çıkar "ben doğuştan koministim" der, ve bu duruşu ile yer edinir temelde,
saygımız var çünkü samimi ve içtendir, kimsenin yapamadığı gibi gerçekleri söyler,
ve oynadığı kulüp torino dan ayrılarak, doğduğu şehrin kulübüne daha ucuz bir fiyata imza atar, (100 bin euro kesinti ile)
ama asla bedavaya oynamaz, lucarelli livornolu bir liman işçisinin oğludur,
kulübünde büyük saygı görür, tribünlere hep yakındır,
sırt numarası livorno tribün grubunun kuruluşuna itafen 99 dur,
kaptan serdar topraktepenin davranışları ise kıyaslanamaz yukarıdaki paragrafdaki meslekdaşı ile,
yine yukarıdaki gibi siyasi temel'e ya da herhangi bir siyasi temel'e dayanmaz yaptıkları,
temelinde insan olmak vardır,
bu temel değer de dünya üzerinde pek de rağbet görmediği için livornolu liman çocukları gibi değer görmez,
ne kadar çok dile getirsek yaptıklarını o kadar değer kazanırmı? o da bilinmez,
ama serdar'ın hakkını kimseler ödeyemez,
yaptıkları herhangi bir futbolcu karşılaştırılamaz,
futbolcular üstü ve hatta futbolun değer yargılarının üzerinde bir saygıyı hak etmektedir,bu kulübün gerçekleri onun damarlarında akmaktadır,
sırt numarası 41'dir, tüm kocaeli'yi kapsar
bir röportaj'da söylediği gibi,
"Kocaeliye ilk kez 1999 depreminden sonra transfer oldum.
Daha sonra 2 kez farklı takımlara gidip geldim.
Her seferinde taraftar beni alkışlarla sahiplendi.
Bu sevgi sayesinde ister istemez insan bir şeyler yapmak istiyor.
Türkiyenin hiçbir ilinde bu kadar rahat değilim.
Dışarı çıktığım zaman bütün Kocaeli benimmiş gibi geziyorum."
camiaların ve hatta kulüplerin önünde gittiği bir ülkedir, orası italyadır,
bir oyuncu çıkar "ben doğuştan koministim" der, ve bu duruşu ile yer edinir temelde,
saygımız var çünkü samimi ve içtendir, kimsenin yapamadığı gibi gerçekleri söyler,
ve oynadığı kulüp torino dan ayrılarak, doğduğu şehrin kulübüne daha ucuz bir fiyata imza atar, (100 bin euro kesinti ile)
ama asla bedavaya oynamaz, lucarelli livornolu bir liman işçisinin oğludur,
kulübünde büyük saygı görür, tribünlere hep yakındır,
sırt numarası livorno tribün grubunun kuruluşuna itafen 99 dur,
kaptan serdar topraktepenin davranışları ise kıyaslanamaz yukarıdaki paragrafdaki meslekdaşı ile,
yine yukarıdaki gibi siyasi temel'e ya da herhangi bir siyasi temel'e dayanmaz yaptıkları,
temelinde insan olmak vardır,
bu temel değer de dünya üzerinde pek de rağbet görmediği için livornolu liman çocukları gibi değer görmez,
ne kadar çok dile getirsek yaptıklarını o kadar değer kazanırmı? o da bilinmez,
ama serdar'ın hakkını kimseler ödeyemez,
yaptıkları herhangi bir futbolcu karşılaştırılamaz,
futbolcular üstü ve hatta futbolun değer yargılarının üzerinde bir saygıyı hak etmektedir,bu kulübün gerçekleri onun damarlarında akmaktadır,
sırt numarası 41'dir, tüm kocaeli'yi kapsar
bir röportaj'da söylediği gibi,
"Kocaeliye ilk kez 1999 depreminden sonra transfer oldum.
Daha sonra 2 kez farklı takımlara gidip geldim.
Her seferinde taraftar beni alkışlarla sahiplendi.
Bu sevgi sayesinde ister istemez insan bir şeyler yapmak istiyor.
Türkiyenin hiçbir ilinde bu kadar rahat değilim.
Dışarı çıktığım zaman bütün Kocaeli benimmiş gibi geziyorum."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
