29 Şubat 2012 Çarşamba

yeni yatırımlar




Görevim gereği takip etmemizin neredeyse zorunlu olduğu yayınlardan bir tanesi YATIRIMLAR DERGİSİDİR.

Derginin bu haftaki sayısında KOCAELİSPORUMUZUN adı geçince dayanayıp yayınladım, ne demek oluyor bu,
yeni stad geliyor dostlar,
hadi hayırlısı

20 Şubat 2012 Pazartesi

neyin peşindeyiz lan biz,

genelde başlık yazarak başlıyorum yazıya normalde böyle olmasa gerek, herhalde yazarlar, önce yazıp sonra okuyup uygun bir başlık atıyorlardır, ben öyle yapmıyorum kafamdakileri bir araya getirip bir başlık konduruyorum sonra o minvalde birşeyler yazıyorum, bakalım bu yazının sonu nereye gidecek,
hafta sonu her kocaelispor maçında olduğu gibi evde olacaktım, ama cumartesi günü doğalgaz işleri vardı evde tadilat falan kır, dök bende yorulmuşum, kayınçoyla beraber pazar günü bir kaçamak yaptık maça dinlenme hesabı,
hala anlamıyorum, avrupalı bu işleri nasıl yapıyor, futbolcuyu nasıl yetiştiriyor, 22 forma numaralı bizim topçu melih hoca performansını beğenmemeiş olacakki 35 te falan aldı oyundan, arkadaş çocuklara genç falan diyoruz hani acemi falan diyoruz yaş 19, askerliğin kapısında normalde, adamlar 17de 18 de hollandada almanyada çatır çatır oynuyorlar, bizimkiler maçtan alınınca formayı çkartıp trip ata ata soyunma odasına yine de kızamıyorum o çocuğa, suç onu yetiştiremeyen sistemindir.
bir de yunus altun'un golden sonra yedek kulübesine koşması falan abartılı, işte kaşar yunus diye biri bağırınca uyandım bende, bir dönem bizde oynamaıştı ordan kalan bir ukte var herhalde içinde, neyse sqtiret dedim durmadım üstünde fazla, "hesapta abi olarak sahada bizim çocuklara bile örnek olacak yaşda,"
birde altayın 34 numarası var, galiba göksel, adamın lakabıda kunduz muş vallahi yedi bitirdi bizi tribünde ben 45i tamamlayamaz derken adam 90 dakka durmadı lan, baksan benden aşağı kalır yanı yok göbekte yarışırız her türlü ama adam sağ sol orta forvet her mevkiide oynadı,
bizim golde doğanın pozisyonu sürüklemesi attığı pas'ta güzeldi ama hakkını vermek lazım,
9 yediğimizden sonra ilk maçımdı kocaelisporu canlı izlediğim ama içim acıyor izledikçe futbolda genç değince 15-16 dan başlıyor bizimkiler 18-19 ortalama gelenlerle birazdaha yükselmiştir herhalde ama sonuş sıfır, problem sistemde aslında bir gerçek varsa biz futbolcu yetiştiremiyoruz,

bu çocuklarla zor değilde,
bu ortamda zor belki de,
içimiz acıyor,
hala neyin peşindeyiz lan, (aha bağladım başlığa)
nasıl bir aşktır ki bu
hala tribüne çekiyor bizi,
acısada içimiz,
maç bitsin aq, derken dakika daha altmış
oha lan,
işiyoruz rüzgara karşı,
bizde zerre kafa kalmamış,
ne çekiyorsak ciğerimize aşk diye,
ismetpaşada ne varsa, ne soluyorsak,
kafamızı pelte etti be,
seviyoruz yinede kapalı olsada maraton,
kafa olsada pelte,
sıçrıyorsada üzerimize,
ve maç daha bitmemişse
ve hala bir umutsan içimizde
bizde zerre kafa kalmamışsa
ve ben kendimi hala şair zannediyorsam,
hala neyin peşindeyiz biz ulan....

8 Şubat 2012 Çarşamba

17 Ocak 2012 Salı

migren ve futbol

aslında birşeyler yazmayacaktım ama japonkale'yi okuyunca değişti fikrim,

adana demir maçına bir umutla gittik 4 kişiydik mustafa abi, oğulları ömer ve efe birde ben, enteresan bir maç olduğu kesin, hatta bir kocaelispor taraftarı olarak izlediğim en rezil 90 dakikaydı, "9 yediğimiz malatya maçında dahi bu kadar ezilmedim tribünde"

emniyetin özgürü almasının ardından dağılan tribün, organize tezahurat yapanların susturulması, falan...

en azından demirin tribünü dinledik izledik, bu bir artı ise tabii... (ama maçtan sonra demirin alkışlanması güzeldi)

maça zaten tatlı bir baş ağrısı ile giden ben bir doz doksan dakika alınca migrenden yedik kontrayı maç sonu eve gidip uyuyakaldım, hatunla biraz tartıştık ama haklı işte herzamanki gibi, --gitme ulan maça ne işin var, hasta olup dönüyorsun hep....--

maçın başında enteresan bir kadro vardı zaten,serdarı sayma forvet yok takımda --bir dönem çok tarışılan 4-6-0 taktiği-- bu sol kanata takviye yapan adamları anlamak güç doğrusu sametle gökhan bayağı iyiler, uğur biraz tutuktu, sadece o da ercanla pek anlaşamıyor gibiydi, hoş 45.saniye de golüde yemiş bir takımı konuşuyoruz, baş ağrısı müsaade ettiğince izlediğimiz maçtan,aydını kolomoçu hiç konuşmayalım hele...

ah be abisi, sahada traş bir takım olsa dahi yenilecektik bunu devre arasında ayıktık, gidesimiz geldi maratonu terk edemedik,

neyse ikinci devre hodri toparlanınca bir nebze olsun hareket geldi bize de ama maçın bombası değişiklikle oyuna giren engine bağıran emekli amcaydı, "engin bari kız gibi durma lan"

bu takım enteresan aslında deplasmanda aslan içerde tık yok, bu şartlarda bir mucize olmazsa seneye aynı ligdeyiz, tabii mayalar haklı çıkmazsa :)

maçı stadda izleyenlere geliyor placebo-bublegum

i love you migraine

21 Aralık 2011 Çarşamba

ne ayaksın dede..... :)

saat sabahın yedisi alarmı çalıyor yine cebin, kafamı bile kaldırmadan
uzanıyorum komodinin üzerindeki telefona bilmiyormuş gibi, bakıyorum saate
yedi işte, zorla açtığım gözlerimle etrafı kesiyorum,

sonra bir sis perdesi iniyor, bulanıklaşıyor, yoğunlaşıyor....

birden birisi beliriyor ilerden beyaz uzun bir şey giymiş karnına kadar sakalı olan
bir dede bildiğin aksakallı dede lan...

yaklaşıyor; vay aq. boynunda yeşil siyah atkı ivaaaaa...
yılbaşı öncesi yükü alıcaz oluuuum,
en kötüsü sayısal'a altı rakam çakar diyorum,

dikiliyor karşımda inceden soruyorum,

-hayırdır dede?!?
-makarsına geldim bolm.... kalkda işe git, tırrik(!) (vallahi izmitli lan bu dede)
-lannnn. atkıyı nerden yaptın
-maratonda çektim birinin enseden.... :)

------
telefon çalıyor yine saat 07.05 yenileme alarmı,

beş dakkada gördüğümüz rüyaya bak ulan,
bu aşk başka....

13 Aralık 2011 Salı

hukuk hukuk içindir;

TFF’nin, Kocaelispor başkan ve yöneticileri adına açılmış “Özel Hesaplara” para aktardığını belgeleriyle tespit ettiğini artık sağır sultan bile biliyor…
Hemen peş peşe davalar açılır.
14.01.2010 tarihinde de TFF yönetimi ve yetkililerini görevi ihmal ve kötüye kullanma suçlamasıyla Kocaeli Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunur.
Kocaeli Cumhuriyet Savcılığı 11.03.2010 tarihinde yetkisizlik kararı verir, dosyayı Sarıyer Cumhuriyet Savcılığı’na gönderir.

***

Şimdi sırtınızı arkaya yaslayın.
Derin bir nefes alın.
Türkiye’de “Hukukun” kişiye ve kuruma özel nasıl çalıştığını sizlerle belgeleriyle paylaşacağım.
Okumaya devam…
Sarıyer Savcılığı ilk önce müşteki Işık Eren’in, ardından da TFF’nin Hukuk Sorumlusu Yunus Egemenoğlu’nun ifadesini alır.
Egemenoğlu ifadesinde “TFF üyeleri ve çalışanları memur değildir. TFF özel yasa ile kurulmuş özel hukuk tüzel kişisidir. Suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum. Biz şikayetçiyi tanımıyoruz. Ayrıca iddia ettiği üzere biz federasyon olarak bildirilen alacak miktarını kulübe değil, kulüp yöneticilerine ödediğimiz iddiası doğru değildir. Böyle bir şey hukuken de mümkün değildir.” demiş….

***

Gelelim ikinci bölüme..
Sarıyer Cumhuriyet Savcılığı aradan geçen 9 ay sonunda kararını verir.
Bu zaman zarfında da dosyaya sunulan tek bir delille ilgili çalışma yapmaz…
Koç Yapı Kredi Bankası’ndan kayıtları istetmemiş…
TFF’nin defterlerini talep etmemiş..
Kocaelispor Kulübü Derneği’nin kapısını çalmamış..
Telegol Programının CD’sini bilirkişiye havale edip yazı altına aldırmamış..
Kısacası dosyaya konulan hiçbir delil ile ilgili işlem yapmamış..
03.12.2010 tarihinde kararını açıklamış;
“KAMU ADINA KAVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA”….

***

Suçun işlendiğine dair her türlü delil olmasına rağmen çıkan karar bu.
Kanunlar ve yasalar karşısında suçun tanzimini yapmak görevi müşteki veya avukatının görevi olmadığını biliyordum.
Demek ki yanlış biliyormuşum!...
Karara itiraz edilir..
Bu kez, Bakırköy 2.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı dosyayı incelemiş!...
Dosyanın incelenmesi ilki gibi 9 ay sürmemiş!...
Mahkeme Başkanının verdiği karar “Suçun niteliği, mevcut delil durumu ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karardaki gerekçelere göre yerinde görülmeyen İTİRAZIN REDDİNE”

***

Suçun niteliği,
Mevcut delil durumu,
Kavuşturmaya yer olmadığına dair gerekçeler….
TFF’nin özel hesaplara para gönderdiği tespit edilmiş..
Kulübün başkanı canlı yayında gönderildiğini beyan etmiş….
Banka ismi belli..
Hesap numarası belli…
Soruşturmanın yapılması için nasıl delil veya deliller lazım,
Anlamış değilim!..

***

Bu karara da itiraz edilir.
Bakırköy 2.Ağır Ceza Mahkemesi dosyayı yeniden Sarıyer’den istetir.
Dosya yeniden incelenir.
“Kanun yararına bozma olarak değerlendirerek” karar verilmesi için dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’ne gönderilir.
Karar şöyle, “Dosya kapsamına, dayandığı gerekçeye ve mahkemenin takdirine nazaran Bakırköy 2.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’nca verilen 08.02.2011 tarihli ve 2011/540 değişik iş sayılı kararı aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilmemiştir.”…

The End…

İŞTE SİZLERE TÜRKİYE’DE ADİL YARGILANMAYLA İLGİLİ BİR ÖRNEK…..
Tepe tepe kullanın…
Yazımın başlığını bunun için,
Kurtlar Vadisi TFF ve HUKUK olarak attım…
Suç ortada,
Deliller ortada,
Karar ortada…..
Hukukumuz dikkate almadı,
Kurtlar Vadisi yapımcılarının yazdıklarımı dikkatte alacağına inanıyorum…
Sağlıcakla kalın…

Levent Ulusay
Levent Ulusayda olmasa hiçbir bilgi sahibi olamıyacağız herhalde..
_______

paylaşım için teşekkürler SERKAN ABİ
alıntıdır:
http://www.korfez.org/forum/topic.asp?TOPIC_ID=36707

30 Kasım 2011 Çarşamba

adam gibi adam...

bir siyasinin bakış açısından yansıyan yeni düzenleme yorumu, anadolu futbolunun hor görülmesini ve gün yüzü görememesinin nedenlerini bu satırlarda arayın, sporu yönetenler kimlerdir? sorusunun cevabını bu satırlarda arayın....

aslında yorumsuz yazacaktım ama birkaç satır ekleyiverdim affola....

_______________


Sayın Cumhurbaşkanım

Öncelikle sevgi ve saygılarımı sunarım.

Malum, 24 Aralık 2011 günü TBMM Genel Kurulu’nda tüm partilerin desteğiyle, Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’da değişiklik yapıldı ve son söz olarak makamınıza gönderildi.
Açıkça belirtmeliyim ki, Meclis olarak spordaki Ergenekon’a, İstanbul dukalığına ve spor mafyasına yenik düştük. Bir milletvekili olarak tüm Türkiye’den özür diliyorum.
Yıllarca “maç oynanırken kural değiştirilmez” dedik, ama bu değişiklikle maç bitmeden kuralı değiştirmeye kalktık ve devam etmekte olan Şike Operasyonu’na müdahale ettik.
Hala yanlıştan dönmek için vakit var. Maçta 90 dakika bitti ama uzatmalar oynanıyor. Son dakikada vereceğiniz kararla sonucu değiştirebilirsiniz.
Bir milletvekili değil cumhurun ferdi olarak zatı-ı alinizden hukukun evrensel ilkeleri ve toplumun hassasiyetlerini dikkate alacağınız umuduyla yazıyorum.
Eğer bu kanun yürürlüğe girerse;
1-Şahsa özel ve örtülü af çıkarılmış olur, devam etmekte olan Şike Operasyonu akamete uğrar.
2-Spordaki şike eylemi organize suç kapsamından çıkartıldığı için bundan sonra spor mafyasıyla mücadele artık imkansız hale gelir.
Ayrıca, üzülerek belirtiyorum, kanundaki ceza oranları yeni düzenlemeyle komik seviyeye çekilirken, bu durumu kamufle etmek maksadıyla kamuoyunu aldatıcı bir yola başvuruldu. Cezaların ertelenmesi, paraya çevrilmesi veya hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasının söz konusu olamayacağına dair madde eklendi.
Hukuktan azıcık nasibini almış herkes bilir ki, sanıklar, suçun işlendiği tarihteki ceza hükümlerine göre yargılanırlar. Sanık, eğer ileride lehte düzenleme yapılırsa bundan yararlanır, aleyhteki düzenlemeden etkilenmez. O nedenle, Şike Operasyonu’nda tutuklanan şüpheliler, ceza indiriminden yararlanır ancak erteleme hükümlerinden etkilenmezler. Bu durumda şike şüphelileri, 2 yılın altında ceza alırsa bir gün bile cezaevine girmezler. Maalesef, yeni kanunu hararetle savunan spor lobisinin meclisteki temsilcileri, erteleme hükümlerini bir marifet gibi ballandırarak anlatıp kamuoyunu aldattılar.
Yeni Anayasa gibi en hayati konuda bir araya gelemediğimiz bir dönemde, şikeciler için jet hızıyla böyle bir kanunun çıkarılması kamu vicdanında derin yaralar açmıştır.
En hassas terazi olan vicdanınızın sesine uyacağınız umuduyla sevgi ve saygılarımı sunarım.
26 Kasım 2011.
Şamil TAYYAR
AK Parti Gaziantep Milletvekili

1 Kasım 2011 Salı

Puan Kaybı...





ilk kırbeş dakikadaki, dişe dokunmayan oyun; çok acayip bir kurgu; bu ligin en kral sol kanadı elimizde ama onu kadroda düşünmüyoruz (gçkhan meral), engin'i ise doksan dakika tahammül sınırlarını zorlayarak oyunda tutuyoruz,
----
takım oyunumuz ise alternatifsiz;

sol kanadı olmayan bir takımın, sol beki de oyunu geride kabul etmesi ile takım halinde savunma yapan,kapalı bir takıma stoperden oyunu sağ kanada uzun toplarla oynamaya çalışarak (70 lerin futbol ekolü belki de) yetersiz atak organizasyonu ile ilerde topu ayakta tutacak tek oyuncumuz serdar'ın da yokluğunu hesaba katınca cılız bir kaç pozisyonla ta ki gökhanın sakatlandığı o şanssız pozisyona kadar ortada giden bir oyun vardı, acı olan ise doktorumuz gürbey hocanın değişiklik işaretinin üzerinden geçen yaklaşık 4-5 dk. içerisinde gökhanın olmadığı sol stoper pozisyonu civarından yediğimiz enteresan bir gol ile devreyi de geride kapattık,
----
ilk devrede ünye adına tek olumlu hareket, topun bizim stoperlerimizde olduğu anlarda yaptıkları adam adama savunma taktiğiydi, bariz bir beraberlik takımı, aslında yapmaları gerekeni yapıyorlar, hemde çok iyiler bu konuda bizim ise bu kilidi açacak alternatiflerimiz var ama denemekte çekiniyoruz,
----
ikinci devre hasan ali değişikliği için beklenen yaklaşık 15 dakikayı maçı kaybetmemize neden olan zaman olarak görüyorum, hasan ali kötü değildi kesinlikle çok da koştu, ama bu taktikte yeri yoktu, serdarın devre arası ısınırken sağ baldırını tutuyor olması bende oynayamayacak herhalde kuşkusu oluşturdu, ama geçte olsa oyuna girdi ve hareket kazandırdı takıma yan direkten dönen üç topumuz var, attığımız golde hazırlanış açısından da çok şıktı, ama geç kalmıştı işte süre galibiyet golüne yetmedi.
----
aklıma şu geldi maçtan sonra, ahmet hoca akşam uyumadan önce ne düşünür acaba, mesela ben gündüz yaptığım işleri düşünerek uykuya dalıyorum, ne yaptım, bir eksiğim, bir hatam varmı diye, bir hata yaptığımı fark edersem sabah ilk iş onu kontrol ederek başlıyorum, acaba ahmet hocada bunu yapar mı?